Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Ben umardum iki ‘ıyd idem bu yıl bir ayda
İrmedüm ‘ıyd-ı visâle kaldum âh u vâyda
Hâk-i pâyuna ne vardı cân atup yüz sürmeğe
Olmasa zencîr-i va’dün gibi mâni’ pâyda
Ben nice cân virmeyem cânâ cevâb-ı la’lüne
Bulmadum sözün safâsın ben sadâ-yı nâyda
Bendeni derd ü gam-ı hecrün helâk idüp gider
Fürkat-ı kattâlüne billâh şâhum hâyda
Pâdişâhum cânibinden olmayınca merhamet
Sa’y-ı Şâhî eylemezmiş zerre denlü fâyda

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu yıl bir ayda iki bayram yapacağımı umuyordum; vuslat bayramına eremedim, ah ile vahta kaldım.

2. Ayağımda vaadinin zinciri gibi bir engel olmasaydı ayağının toprağına canımı atıp yüz sürmeme ne engel vardı?

3. Ey sevgili, yakut dudağının cevabına nasıl can vermeyeyim? Ben senin sözünün safasını neyin sesinde bile bulamadım.

4. Ayrılığının derdi ve gamı kulunu helak edip gidiyor; Allah için, şahım, öldürücü ayrılığına hayda.

5. Padişahım tarafından merhamet olmadıkça Şâhî'nin çabası zerre kadar fayda etmezmiş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Her beyit "-da" bulunma ekiyle biter; kafiye "ayda, vâyda, pâyda, nâyda, hâyda, fâyda" kelimelerindeki "-âyda" sesidir. Neşirde ikinci beyitten sonra [52a] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir bayram beklentisini anlatır: şair bu yıl bir ay içinde iki bayram yapmayı umuyordu, ama "'ıyd-ı visâl"e (vuslat bayramına) eremedi. İki bayramdan birinin takvimdeki bayram, ötekinin kavuşma olduğu düşünülebilir; bu okuma bizimdir. İkinci beyitte vaat bir zincire benzetilir: âşığı sevgilinin ayağına koşmaktan alıkoyan, verilmiş bir sözün ayağa vurduğu bağdır. Dördüncü beyitteki "hâyda" kelimesi kapalıdır. Kubbealtı Lugatı "hayda"yı hayvanları ileri sürerken kullanılan ve şaşkınlık bildiren bir ünlem olarak verir. Beyit, ayrılığın kulu önüne katıp sürdüğü biçiminde ya da "bu ne iştir" diyen bir şaşkınlık ünlemi olarak anlaşılabilir.

Tarihî Bağlam

Kılıç bu gazeli tam olarak aktarır ve padişahtan merhamet beklenen şiirler arasında gösterir. Ona göre bu şiirlerde babasından mektup bekleyen, arayıp sorulmayı isteyen bir oğul vardır. Son beyitteki "Pâdişâhum cânibinden olmayınca merhamet" mısraı bu okumayı açıkça destekler. Kılıç'ın hayat bölümüne göre Kanuni, Bayezid'i "avutucu vaadlerle" oyalarken şehzade "pâdişâh olan yalan söyler mi?" diyerek babasını suçlamaya yönelmiştir. İkinci beyitteki "zencîr-i va'd" (vaat zinciri) ifadesi bu ortamla ilişkilendirilebilir; bu bağlantı bizimdir.

Kılıç üçüncü beyti ayrıca, Bayezid'in bir tarikata bağlı olup olmadığını tartışırken aktarır. Ona göre elde bu konuda bilgi yoktur ve şiirlerdeki tasavvufi unsurlar divan geleneğinin araçları olarak kullanılmıştır; ancak ney sesinden söz eden bu beyit, şairin Mevlevi olabileceğini düşündürmüştür. Girişte gazel "G140" künyesiyle anılır; metindeki numarası 141'dir. Kılıç'ın iki alıntısı arasında küçük farklar vardır: birinde "câna" ve "satasın", ötekinde "cânâ" ve "safâsın" okunur; ikinci alıntıda dördüncü beyit "der ü gam" ve "Fürkat kattâlüne bi'llâh" diye geçer. Metinde "safâsın", "derd ü gam" ve "Fürkat-ı kattâlüne billâh" biçimleri yer alır; metne dokunulmamıştır.

Bir sonraki gazelde de bayram ve şah hitabı birlikte kullanılır. İki gazelin aynı bayram vesilesiyle yazılmış olabileceği bizim tahminimizdir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 114, gazel no. 141 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 52a); ayrıca s. 12 (Kanuni'nin vaatleri), s. 26 (üçüncü beytin "G140/3" künyesiyle Mevlevilik tartışmasında aktarımı), s. 32-33 (gazelin "G140" künyesiyle tam aktarımı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
  • Kubbealtı Lugatı, "hayda" maddesi. https://eski.lugatim.com/s/hayda

Çevrimiçi kaynaklar