Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

‘Âşıka dil virmeyen dil-dâr elinden el-gıyâs
Kâmetüm dâl eyleyen mekkâr elinden el-gıyâs
Şol kadar kan agladum hecrün şebinde ben garîb
Bülbüle rahm itmeyen gülzâr elinden el-gıyâs
Ney gibi bagrum delindi inlerüm ben derdden
Ol rakîb-i kâfir-i bed-kâr elinden el-gıyâs
Gözlerüm yaşı ile kana boyadum ‘âlemi
İnlerüm bu dîde-i hûn-bâr elinden el-gıyâs
Göreli câdû gözin Allâh ki meftûn olmışam
Şâhiyâ ol dil-ber-i sehhâr elinden el-gıyâs

Günümüz Türkçesiyle

1. Âşığa gönül vermeyen sevgilinin elinden imdat; boyumu dal harfi gibi büken hilekârın elinden imdat.

2. Ben garip, ayrılığının gecesinde o kadar kan ağladım ki; bülbüle acımayan gül bahçesinin elinden imdat.

3. Ney gibi bağrım delik deşik oldu, dertten inliyorum; o kâfir, kötü işli rakibin elinden imdat.

4. Gözlerimin yaşıyla dünyayı kana boyadım; inliyorum, bu kan yağdıran gözün elinden imdat.

5. Ey Şâhî, büyücü gözünü göreli vallahi tutkun oldum; o sihirbaz dilberin elinden imdat.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 11b varağındadır. Redif "elinden el-gıyâs" sözüdür. "El-gıyâs" Arapça kökenli bir yardım çağrısıdır ve "imdat, yetişin" anlamına gelir; Kılıç bu sözü divandaki redifler arasında sayar. Kafiye "dil-dâr, mekkâr, gülzâr, bed-kâr, hûn-bâr, sehhâr" kelimelerindeki "-âr" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Neşirde hemen ardından gelen G.15 aynı redif ve aynı vezinle yazılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beyti, âşığı perişan eden bir şeyden yakınma ile biter: gönül vermeyen sevgili, hilekâr güzel, bülbüle acımayan gül bahçesi, kâfir rakip, kan yağdıran göz ve büyücü dilber. Redifin her mısraın sonunda tekrarlanması, şiire bir feryat ahengi verir. Matlanın ikinci mısraında harf teşbihi vardır: âşığın boyu, eğri biçimli "dâl" harfine benzetilir; dertten iki büklüm olmuş beden divan şiirinde sık sık bu harfle anlatılır.

İkinci beyitte gül ile bülbül mazmunu işlenir. Bülbül âşık, gül bahçesi sevgilidir; gece boyunca kan ağlayan âşık, kendisine acımayan güle karşı feryat eden bülbül gibidir. Üçüncü beyitte âşığın delik deşik olmuş bağrı neye benzetilir; neyin delikleri ve inleyen sesi bu benzetmenin iki yönünü oluşturur. Aynı mısra, Kılıç'ın girişte aktardığı "'ışk" redifli G.78'de de hemen hemen aynı sözlerle geçer ("Ney gibi bagrum delindi inlerem feryâd idüp"); bu yakınlık bizim tespitimizdir. Dördüncü beyit, gözyaşıyla dünyanın kana boyanması mübalağasına dayanır ve sitemini bu kez âşığın kendi gözüne yöneltir.

Son beyitte sevgilinin gözü "câdû" (büyücü), kendisi "sehhâr" (sihirbaz) diye anılır. Büyü ile ilgili iki kelimenin aynı beyitte buluşması bir tenasüp oluşturur. "Allâh ki" sözü, şairin tutkunluğunu yeminle pekiştiren konuşma diline yakın bir söyleyiştir. Gazelde bir kişiye ya da olaya işaret eden bir unsur bulunmaz; kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 53-54, gazel no. 14 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 11b); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 40 (G.78), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar