Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Ol kaşı yâ gözleri mestân elinden el-gıyâs
Bendesine zulm iden sultân elinden el-gıyâs
Eşk-i çeşmüm cûşı ile seyle virdüm ‘âlemi
Dostlar bu dîde-i giryân elinden el-gıyâs
Zulm ile zencîr-i zülfün ben garîbi kıldı bend
Cevri bî-had zulmi bî-pâyân elinden el-gıyâs
Bir nazarla gönlüm aldı rahm idüp kılmaz vefâ
N’ideyin ol gözleri fettân elinden el-gıyâs
Şâhî inler derd elinden derdine bulmaz devâ
Ger olursa derd-i bî-dermân elinden el-gıyâs
Günümüz Türkçesiyle
1. O kaşı yay, gözleri sarhoş güzelin elinden imdat; kuluna zulmeden sultanın elinden imdat.
2. Gözümün yaşının coşkunluğuyla dünyayı sele verdim; dostlar, bu ağlayan gözün elinden imdat.
3. Zülfünün zinciri zulümle ben garibi bağladı; cevri sınırsız, zulmü uçsuz bucaksız olanın elinden imdat.
4. Bir bakışla gönlümü aldı, acıyıp vefa göstermiyor; ne yapayım, o gözleri fitneci güzelin elinden imdat.
5. Şâhî dert elinden inler, derdine deva bulamaz; feryat edilecekse dermanı olmayan derdin elinden imdat.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif, bir önceki gazelde (G.14) olduğu gibi "elinden el-gıyâs" sözüdür; kafiye ise bu kez "mestân, sultân, giryân, bî-pâyân, fettân, bî-dermân" kelimelerindeki "-ân" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Neşirde bu gazel için ayrı bir varak işareti yoktur.
İki gazelin aynı redif ve vezinle art arda yer alması, aynı söyleyişlerin de tekrarlanmasıyla birlikte dikkat çeker. G.14'ün dördüncü beytindeki "dîde-i hûn-bâr" (kan yağdıran göz) burada ikinci beyitte "dîde-i giryân" (ağlayan göz) olur; iki gazelde de âşık kendini "ben garîb" diye anar ve sevgilinin büyü yapan ya da fitne çıkaran gözünden yakınır. Bu benzerlikler bizim tespitimizdir ve iki gazelin aynı zeminde, birbirine yakın zamanlarda yazılmış olabileceğini düşündürür.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada sevgili iki yönden tasvir edilir: ilk mısrada kaşı yay, gözleri sarhoş bir güzel, ikinci mısrada kuluna zulmeden bir sultandır. Güzellik ülkesinin padişahı olan sevgili ile ona kul olan âşık arasındaki ilişki, divan şiirinin bilinen kurgusudur. İkinci beyitte gözyaşının coşarak dünyayı sele vermesi bir mübalağadır; şair bu kez yardımı "dostlar"dan ister.
Üçüncü beyitte zülüf zincire benzetilir. Zincir, divan şiirinde çılgın âşığı bağlayan bağdır; zülfün kıvrımları ile zincirin halkaları arasındaki benzerlik bu teşbihin dayanağıdır. Mısrada "zulm" kelimesi iki kez geçer ve "cevr-i bî-had" ile "zulm-i bî-pâyân" tamlamaları birbirine paralel kurulur. Dördüncü beyitte tek bir bakışla gönlü alıp vefa göstermeyen sevgilinin gözleri "fettân" (fitneci) sıfatıyla anılır.
Son beyitte "derd" kelimesi üç kez tekrarlanır ve gazel, dermanı olmayan dertten yakınarak kapanır. "Derd" ile "devâ", "bî-dermân" kelimeleri arasında hastalık ve ilaç çevresinde bir tenasüp kurulur. Gazelde Bayezid'in hayatına doğrudan işaret eden bir unsur bulunmaz; sevgiliye "sultân" denmesi divan şiirinin genel diline uyar ve kime yazıldığı bilinmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 54, gazel no. 15 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






