Özgün Metin
Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün
Ben bülbülüni ey gül-i handânum unutma
Ben ‘âşıkunı ey şeh-i hûbânum unutma
Hecrün gamı yıkdı dili vü bagrumı deldi
Ben hasteni ey lebleri dermânum unutma
Yaşlar yirine kan akıdan beyt-i hazende
Ya’kûb bigi ey Yûsuf-ı Ken’ânum unutma
Bülbül gibi her şâm u seher haddüne karşu
Efgânlarumı ey gül-i reyhânum unutma
Kaldum şeb-i hecründe visâle elüm irmez
Lutf eyle beni ey meh-i tâbânum unutma
Kaldı şeb-i zulmetde Sikender gibi Şâhî
Ol teşne-dili lebleri hayvânum unutma
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gülen gülüm, ben senin bülbülünüm, unutma; ey güzellerin şahı, ben senin âşığınım, unutma.
2. Ayrılığının gamı gönlümü yıktı, bağrımı deldi; ey dudakları dermanım olan, ben hastanı unutma.
3. Ey Kenan'ın Yusuf'u, hüzün evinde gözyaşı yerine kan akıtan Yakup gibi olan beni unutma.
4. Bülbül gibi her akşam ve her sabah yanağının karşısında ettiğim feryatları, ey reyhan kokulu gülüm, unutma.
5. Ayrılık gecende kaldım, vuslata elim erişmiyor; lütfet, ey parlayan ayım, beni unutma.
6. Şâhî, İskender gibi karanlık gecede kaldı; ey dudakları âb-ı hayat olan, o susamış gönüllüyü unutma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altı beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "unutma", kafiye "handânum, hûbânum, dermânum, Ken'ânum, reyhânum, hayvânum" kelimelerindeki "-ânum" sesidir. Kılıç "unutma"yı divandaki redifler arasında sayar. Her beyit "ey" ile başlayan bir hitapla redife bağlanır; bu tekrar, gazele bir yakarışın ritmini verir. Hitapların çoğu çiçek ve ışık adlarıdır: gül, reyhan, ay. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, unutulma korkusu üzerine kurulmuştur. Âşık kendini her beyitte başka bir kimlikle tanıtır: bülbül, âşık, hasta, Yakup, inleyen kuş ve sonunda İskender. Sevgili de her seferinde yeni bir adla çağrılır: gülen gül, güzellerin şahı, derman dudaklı, Kenan'ın Yusuf'u, parlayan ay. Üçüncü beyit Yusuf kıssasına telmihtir. Hz. Yakup, oğlu Yusuf'un ayrılığında ağlaya ağlaya gözlerini kaybetmiş, bu sırada içine kapandığı ev "beyt-i hazen" (hüzün evi) diye anılmıştır. Son beyit de İskender'in âb-ı hayatı aramak için girdiği karanlıklar ülkesine işaret eder. Rivayete göre İskender bu suyu bulamamış, Hızır bulmuştur. Şair, karanlıkta susuz kalan İskender'e benzer; sevgilinin dudağı ise aranan âb-ı hayattır.
Tarihî Bağlam
Kılıç, babasına hitap ettiği şiirleri sıralarken Bayezid'in babasından kendisini unutmamasını, arayıp sormasını istediğini belirtir. Görünüşte ayrı düşülmüş bir güzele seslenildiği izlenimini veren bu "unutma" redifli gazelin muhtemelen Kanuni'ye ithafen yazıldığını söyler ve matlaını örnek olarak aktarır. Girişte gazel "G142/1" künyesiyle anılır; metindeki numarası 143'tür. "Şeh-i hûbân" (güzellerin şahı) hitabı bu okumaya uygun düşer. Yakup ile Yusuf benzetmesinde ise roller dikkat çekici biçimde yer değiştirir: kıssada ağlayan babadır, burada ağlayan Yakup'un yerine kendini koyan oğuldur. Bu tersinin bir mazmun alışkanlığından mı, yoksa bilinçli bir seçimden mi doğduğu bilinmez; bu tespit bizim okumamızdır. Gazelin yazılış zamanı neşirde belirtilmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 115, gazel no. 143 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 32 (matlaın "G142/1" künyesiyle Kanuni'ye ithaf edilmiş olabileceği), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






