Özgün Metin
Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün
Şâhâ sarılup şevk ile kanlu kefenümle
İrsem tapuna yüz süre bîmâr tenümle
Gussanla neler çekdügüm ey şâh-ı cihânum
Nâmem diyemez ben diyebilsem dehenümle
Ya’kûb-ı dilün gözlerin ey Yûsuf-ı cânum
Rahm eyle hemân di açayın pîrehenümle
Bir kerre göre dir misin ey bülbül-i hoş-gûy
Gönlin açayın gül gibi şîrîn sühanumla
Şâhî irişürdi dil-i mecrûhuma tîmâr
Bir ân enîs olsa eger yâr benümle
Günümüz Türkçesiyle
1. Şahım, şevkle kanlı kefenime sarılıp hasta bedenimle huzuruna ersem, yüzümü (eşiğine) sürsem.
2. Ey cihan şahım, senin kederinle neler çektiğimi mektubum söyleyemez; keşke ağzımla söyleyebilsem.
3. Ey can Yusuf'um, gönül Yakup'unun gözlerine acı; yalnızca "gömleğimle açayım" de, yeter.
4. Ey güzel sesli bülbül, "bir kez göreyim" der misin; onun gönlünü gül gibi tatlı sözümle açayım. Beyit iki türlü okunabilir: bülbül bir haberci gibi sevgiliye gönderilir ya da âşık bülbülden kendisi adına söz ister.
5. Yâr bir an benimle dost olsaydı, Şâhî (onun lütfu) yaralı gönlüme merhem yetiştirirdi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "kefen, ten, dehen, pîrehen, sühan, ben" kelimelerindeki "-en" sesidir; ardından gelen "-ümle / -umla" ekleri redif görevi görür. Dördüncü beyitteki "sühanumla", ünlü uyumu yüzünden ötekilerden ayrılır. Mahlas, son beytin başında hitap olarak yer alır. Neşirde [53a] varak imi gazelin numarasının yanında durur; yani yeni yaprak bu gazelle başlar.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, âşığın kanlı bir kefene sarınıp hasta bedeniyle sevgilinin eşiğine yüz sürmeye gelişini anlatır. Kefenle gelmek, ölümü baştan kabullenmiş bir teslimiyetin resmidir. İkinci beyit söz ile yazıyı karşı karşıya getirir: mektup, çekilen acıyı anlatmaya yetmez; âşık, derdini ancak yüz yüze, kendi ağzıyla söyleyebileceğini düşünür. Üçüncü beyit Yusuf kıssasının en bilinen sahnesine dayanır. Hz. Yusuf'un gömleği babası Yakup'un yüzüne sürülünce Yakup'un gözleri açılmıştır. Şair burada gönlünü Yakup'a, sevgiliyi Yusuf'a benzetir ve ondan yalnız bir söz bekler: "gömleğimle açayım" demesi, gönlün gözlerinin açılmasına yetecektir.
Dördüncü beyitte bülbül araya girer. Gül ile bülbül arasındaki bilinen ilişki burada bir haberleşme düzenine dönüşür; "gönlini açmak" deyimi hem gönül hoşluğunu hem goncanın gül olup açılmasını düşündürür. Son beyitteki "tîmâr", yaraya bakım demektir. Aynı kelimenin Osmanlı'da dirlik anlamına da gelmesi bir şehzadenin kaleminde ilgi çekicidir; ancak beyitte bu ikinci anlamı destekleyen başka bir kelime yoktur ve bu ihtimal yalnız bizim okumamızdır.
Tarihî Bağlam
Kılıç bu gazeli babaya hitap eden şiirler arasında anmaz. "Şâhâ", "şâh-ı cihânum" hitapları, mektubun yetersizliği ve Yusuf ile Yakup benzetmesi, gazeli onun saydığı şiirlere yaklaştırır. Kılıç'a göre Bayezid babasına pek çok mektup yazmış, bunların çoğu cevapsız kalmıştır. Bu gazelin aynı duyguyla yazılmış olabileceği bizim okumamızdır; yazılış zamanı ve muhatabı neşirde belirtilmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 115-116, gazel no. 144 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 53a); ayrıca s. 32 (babasından mektup bekleyen oğul), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






