Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Gel tabîbâ ko müdâvâyı bana em sem ile
Yârem ol yâre degül kim onula merhem ile
Hâr-ı hicrân komadı gülşen-i vuslatda dirîg
‘Andelîb-i dili hem-dem ola ol gül-fem ile
Dem-be-dem hasret-i ruhsârı ile aglamadan
Gark-ı hûn-âb ideyin yiryüzini dîdem ile
Ol zemân kim ruhı mir’âtına nâzırdı gözüm
Cem gibi vâkıf idüm ‘âleme câm-ı Cem ile
Hazretünden bu gönül ey şeh-i gerdûn-cenâb
Eşk-i çeşmümle umar merhameti yâ nem ile
Çâre kılmazsan eger derd-i dile pörsiş ile (?)
Ölürem pister-i hasretde tabîbüm gam ile
Cân bedende vü beden sıhhat ü râhatda idi
Şâhî ol demde ki hem-demdi o ‘Îsâ-dem ile
Günümüz Türkçesiyle
1. Gel ey hekim, bana ilaçla, zehirle tedaviyi bırak; benim yaram merhemle iyileşecek bir yara değildir.
2. Ayrılık dikeni, ne yazık, vuslat gül bahçesinde gönül bülbülünün o gül ağızlıyla dost olmasına izin vermedi.
3. Yanağının hasretiyle durmadan ağlamaktan gözümle yeryüzünü kanlı sulara boğayım.
4. Gözüm onun yanağının aynasına baktığı zaman, Cem gibi, Cem'in kadehiyle âlemden haberdardım.
5. Ey felek yüceliğindeki şah, bu gönül senin hazretinden gözümün yaşıyla, ya da (gözümün) nemiyle merhamet umar.
6. Eğer gönül derdine hâl hatır sormakla çare kılmazsan, ey hekimim, hasret döşeğinde gamdan ölürüm.
7. Şâhî, o İsa nefesliyle dost olduğu o anda can bedende, beden de sağlık ve rahatlık içindeydi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ile", kafiye "sem, merhem, gül-fem, dîdem, Cem, nem, gam, 'Îsâ-dem" kelimelerindeki "-em" sesidir. Kılıç "ile"yi divandaki redifler arasında sayar. Neşirde altıncı beytin ilk mısraı "(?)" işaretiyle verilmiştir; hazırlayıcı "pörsiş" okumasından emin değildir. Metne dokunulmamıştır. Beşinci beyitten sonra [54a] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, divan şiirinde sık görülen hekim ile aşk hastası çerçevesinde kurulmuştur. Matlada "em" (ilaç) ve "sem" (zehir) kelimeleri yan yana gelir; hekimin bildiği tedavi âşığa yaramaz. İkinci mısradaki "yâre" kelimesi "yara" demektir, ama "yâr" kelimesini de çağrıştırır; bu cinas, yaranın sevgiliden geldiğini sezdirir. İkinci beyitte gül, bülbül ve diken üçlüsü ayrılığı anlatır: diken, bülbülün gül ağızlı sevgiliye yaklaşmasını engeller. Üçüncü beyitte gözyaşı yeryüzünü kanlı sulara boğacak kadar çoğalır; kanlı gözyaşı divan şiirinde ayrılığın şiddetini anlatan bilinen bir mübalağadır.
Dördüncü beyit Cem'in kadehine telmihtir. İran efsanelerinde hükümdar Cemşid'in kadehinde bütün dünyanın göründüğüne inanılırdı. Şair, sevgilinin yanağını bir aynaya benzetir; o yüze baktığı günlerde kendisi de Cem gibi bütün âlemi görmektedir. Ayna ile kadeh, dünyayı gösteren iki parlak yüzey olarak birbirine bağlanır.
Son beyitte "hem-dem" (dost, sırdaş) ile "'Îsâ-dem" (İsa nefesli) kelimeleri ses bakımından birbirine yaslanır. Hz. İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiğine inanılır; sevgilinin dudağı ve sözü bu yüzden İsa nefesine benzetilir. Böylece gazelin başındaki hekim sonunda gerçek hekimle yer değiştirir: âşığı iyileştiren, ilaç ve merhem olmayıp sevgilinin yakınlığıdır. Beşinci beyitte "ey şeh-i gerdûn-cenâb" (felek yüceliğindeki şah) hitabıyla bir hükümdardan merhamet istenir. Bu hitap gazeli Kılıç'ın babaya yazıldığını düşündüğü şiirlere yaklaştırır, ancak Kılıç bu gazeli anmaz ve muhatap konusunda bir şey söylenemez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 116-117, gazel no. 146 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 54a); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 43 ("(?)" işaretinin anlamı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






