Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Fâ’ilâtün Mef’ûlü Fâ’ilâtün

Bu cism-i nâ-tüvânum gören şerâr içinde
Sanur semenderem ben gûyâ ki nâr içinde
Fülk-i ten-i şikestem bâd-ı hevâ önince
Derdâ ki garka vardı bu eşk-bâr içinde
Güm-geşte gönlüm âhir deşt ü belâda buldum
Hâke berâber olmış yatur gubâr içinde
Îmân ile giderdüm cennet olurdı kabrüm
Ger yâr-ı gâr olaydı mihrün mezâr içinde
Şâhî cihâna senden n’ola yanup yakılsa
Mihr-i ruhundan anun odlar yanar içinde

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu güçsüz bedenimi kıvılcımlar içinde gören, ben ateş içinde yaşayan semenderim sanır.

2. Kırık beden gemim heves rüzgârının önünde, eyvah, bu gözyaşı yağmurunun içinde batmaya gitti.

3. Kaybolmuş gönlümü sonunda bela çölünde buldum; toprakla bir olmuş, toz toprak içinde yatıyor.

4. Mezar içinde sevgin bana mağara dostu olsaydı imanla giderdim, kabrim cennet olurdu.

5. Şâhî senin yüzünden cihana karşı yanıp yakılsa şaşılır mı; yanağının güneşinden onun içinde ateşler yanar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mef'ûlü fâ'ilâtün mef'ûlü fâ'ilâtün" kalıbıyla yazılmıştır. Kılıç'ın vezin dökümüne göre divanda bu kalıpla yazılmış tek Türkçe gazel budur. Redifin her beyitte bir yer bildirmesi, âşığı sırayla kıvılcımların, gözyaşının, tozun ve mezarın içine yerleştirir. Kalıp iki eşit parçaya bölünür; mısralar ortadan duraklanarak okunur ve gazele ağır, tekrarlı bir ahenk verir. Redif "içinde", kafiye "şerâr, nâr, eşk-bâr, gubâr, mezâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Makta beytindeki "yanar" fiili kısa ünlüsüyle bu kafiyeye tam uymaz. Kılıç "içinde"yi divandaki redifler arasında sayar. Neşirde bu gazelin metni içinde varak imi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel ateş ile su arasında gidip gelir. Matlada âşık kıvılcımlar içindedir; onu gören, ateşte yaşadığına inanılan semender sanar. Semender, divan şiirinde aşk ateşine alışmış âşığın bilinen benzetmesidir. İkinci beyitte imge suya döner: beden kırık bir gemidir, heves rüzgârı onu sürükler ve gözyaşı yağmuru içinde batırır. Üçüncü beyitte âşık kaybettiği gönlünü bela çölünde, toza toprağa karışmış olarak bulur. Ateş, su ve toprakla birlikte rüzgârın da anılması, beyitler boyunca dört unsurun sırayla yer aldığını düşündürür; bu tespit bizim okumamızdır.

Dördüncü beyitteki "yâr-ı gâr" (mağara dostu) tamlaması, hicret sırasında Hz. Peygamber ile Sevr mağarasında birlikte kalan Hz. Ebubekir'e telmihtir. Ona sadakatin ve yakınlığın en yüksek örneği olarak bu sıfat verilir. Şair, sevgilinin sevgisinin kabirde kendisine böyle bir dost olmasını diler; o zaman imanla ölecek, kabri cennet bahçesine dönecektir. Dar bir mağara ile kabir arasında kurulan benzerlik, beyti gazelin en sağlam buluşu yapar.

Makta beytinde "mihr" kelimesi güneş anlamıyla kullanılır, ancak sevgi anlamını da hatırlatır; yanağın güneşi âşığın içinde ateşler yakar. Böylece gazel başladığı ateş imgesine geri döner. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 117-118, gazel no. 148 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (redifler ve vezin dökümü), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar