Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Kâkülün fikriyle muhteldür mizâc
Zülf-i zencîrünle la’lündür ilâc
‘Ârızunda zâhir olaldan hatun
Rûm ilinde miske kalmadı revâc
Tîr-i âhum gönlüne kâr itmedi
Katı sengîn-dilsin ey nâzük-mizâc
Zülf-i ‘anber-bâr-ı dil-ber var iken
Nâfe-i misk-i Hıtâya n’ihtiyâc
İşigünde hâk-i pâyun var iken
Hey ma’âza’llâh gerekmez taht u tâc
Şâhiyâ misk-i Hıtâdan dil-berün
Hatt-ı miskîni ‘aceb mi alsa bac

Günümüz Türkçesiyle

1. Kâkülünün düşüncesiyle mizacım bozuldu; ilacım zincir gibi zülfün ve yakut dudağındır.

2. Yanağında hattın belirdiğinden beri Rum ilinde miskin rağbeti kalmadı.

3. Ah okum gönlüne işlemedi; ey ince mizaçlı, ne kadar katı, taş yüreklisin.

4. Dilberin amber saçan zülfü varken Hıtâ miskinin göbeğine ne ihtiyaç var.

5. Eşiğinde ayağının toprağı varken, Allah korusun, taht ve taç gerekmez.

6. Ey Şâhî, dilberin misk kokulu hattı Hıtâ miskinden haraç alsa şaşılır mı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Altı beyitlik gazel, remel bahrinin kısa kalıbı "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" ile yazılmıştır ve nüshada 6a varağındadır. Redif yoktur; kafiye "mizâc, ilâc, revâc, ihtiyâc, tâc, bac" kelimelerindeki "-âc / -ac" sesiyle kurulur. "Mizâc" kelimesi birinci ve üçüncü beyitte iki kez kafiye olmuştur. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç'ın tablosuna göre divanda "cim" harfiyle kafiyelenen dört Türkçe gazel vardır; bu gazel onlardandır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel koku ve hastalık imgeleri etrafında kurulur. Matlada eski tıbbın diliyle konuşulur: kâkülün düşüncesi şairin mizacını bozmuştur, ilacı ise sevgilinin zülfü ve dudağıdır. "Zülf-i zencîr" tamlaması saçı zincire benzetir; divan şiirinde çılgın âşığı yatıştırmak için zincire vurmak bilinen bir mazmundur ve zincir burada bir tedavi aracı olarak anılır. İkinci, dördüncü ve altıncı beyitlerde misk mazmunu işlenir. Sevgilinin yanağında beliren hat, siyahlığı ve kokusuyla miske benzetilir; bu yüzden Rum ilinde miskin rağbeti kalmamıştır. Dördüncü beyitte zülüf amber saçar ve Hıtâ (Kuzey Çin) miskinin "nâfe"sine, yani misk ceylanının göbek kesesine ihtiyaç bırakmaz.

Son beyitte "Hıtâ" ile "hatt" kelimeleri arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır: misk kokulu hat, miskin vatanı Hıtâ'dan haraç (bac) alır. Hükümdarların vergi alması ile güzelliğin üstünlüğü birleştirilerek mübalağalı bir sahne kurulur. Üçüncü beyitte ise "nâzük-mizâc" (ince mizaçlı) ile "sengîn-dil" (taş yürekli) arasında bir tezat bulunur; ince yaratılışlı sevgili âşığın ah okuna karşı taş kadar katıdır.

Beşinci beyit, sevgilinin eşiğindeki toprağın taht ve taçtan üstün olduğunu söyler. Aynı ifade bu partideki G.22'nin ikinci beytinde de geçer ("Hey ma'âza'llâh gerekmez taht-ı 'âc u tâc-ı zer"); tekrar bizim tespitimizdir. Bu söz divan şiirinin bilinen bir mazmunudur ve gazelin yazılış zamanına dair bir bilgi vermez; yine de saltanat mücadelesine girmiş bir şehzadenin kaleminden çıkmış olması okura ayrıca dikkat çekici gelebilir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 55-56, gazel no. 18 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 6a); ayrıca s. 28 (kafiye harflerine göre gazel sayıları), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar