Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Dostum âvâre gönlümdür saçun dîvânesi
Cân-ı âşüftem durur şem’-i ruhun pervânesi
‘Işkum ile sît-ı hüsnün dilde destân olalı
Kaldı Şîrîn ile Ferhâdun şehâ efsânesi
Sal hayâlün gencini istersen anı saklamak
Dile câna dile dile ikisi de hânesi
Ehl-i derdün bezm-i fürkatde dem-â-dem dostum
Bagrı kanıdur şarâbı çeşmdür peymânesi
Şâhîye nâlân olmak nice lâzım gelmesün
Bir senün gibi cefâkar olıcak cânânesi
Günümüz Türkçesiyle
1. Dostum, saçının delisi serseri gönlümdür; yanağının mumunun pervanesi de perişan canımdır.
2. Ey şah, aşkım ve güzelliğinin şöhreti gönülde (dillerde) destan olalı Şirin ile Ferhad'ın masalı (unutulup) kaldı.
3. Hayalinin hazinesini saklamak istersen onu gönle ve cana sal; ikisi de onun evidir. Beyit kapalıdır: "dile dile" sözü "gönle, gönle" diye de "dileye dileye" diye de anlaşılabilir.
4. Dostum, dert ehlinin ayrılık meclisinde her an şarabı bağrının kanı, kadehi de gözüdür.
5. Senin gibi cefakâr bir sevgilisi olunca Şâhî'nin inlemesi nasıl gerekmesin?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "dîvâne, pervâne, efsâne, hâne, peymâne, cânâne" kelimelerindeki "-âne" sesidir; "-si" iyelik eki redif yerindedir. Matladan sonra her beytin ikinci mısraı bu "-ânesi" sesiyle biter ve gazele düzenli bir ahenk verir. İkinci beyitteki "sît-ı hüsnün" tamlamasında "sît" kelimesinden sonra "-i" yerine "-ı" dizilmiştir; bu bir dizgi farkı olabilir, metne dokunulmamıştır. Neşirde ikinci beyitten sonra [56b] varak imi yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla iki bilinen mazmunu yan yana koyar. Gönül, saçın delisidir; deliler zincire vurulduğu için saç burada zincir gibi düşünülür. Can ise yanağın mumuna koşan pervanedir. "Âvâre" ve "âşüfte" sıfatları gönlün ve canın başıboş, dağınık hâlini anlatır; aynı zamanda dağınık saçı da hatırlatır.
İkinci beyitte şair kendi aşkını Ferhad ile Şirin hikâyesiyle karşılaştırır. Ferhad'ın Şirin'e aşkı, divan şiirinde aşkın en bilinen örneklerinden biridir. Şaire göre onun aşkı ile sevgilinin güzelliği dillere düşeli bu eski masal unutulmuştur. "Şehâ" hitabı, sevgiliyi bir hükümdar gibi anar.
Üçüncü beyit gazelin en kapalı yeridir. Divan şiirinde hazinelerin yıkıntılarda saklandığına inanılır; âşığın yıkık gönlü de sevgilinin hayalinin hazinesi için uygun bir yerdir. Şair sevgiliye, hayalinin hazinesini saklamak istiyorsa onu gönle ve cana bırakmasını söyler. İkinci mısradaki "dile câna dile dile" sözünde "dil" (gönül) kelimesi ile "dilemek" fiili ses bakımından iç içe geçmiştir. Biz beyti neşirdeki okumaya göre ve bir yorum olarak aktardık; kesin anlamı açık değildir.
Dördüncü beyitte dert ehlinin meclisi anlatılır. Bu mecliste şarap bağır kanı, kadeh de gözdür; gözden akan kanlı yaş içkinin yerini tutar. Makta beyti sade bir sonuç cümlesidir: sevgili bu kadar cefakâr olunca âşığın inlemesi kaçınılmazdır. Gazelin muhatabı ve yazılış zamanı neşirde belirtilmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 119, gazel no. 152 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 56b); ayrıca s. 29 (vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






