Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlü Mefâ’îlü Fe’ûlün

Hûbân-ı dil-âşûb cihân içre şu sen mi
Yâ gönlümi virmek şu senün gibiye ben mi
Şol hokka-i la’lünde yatan silk-i cevâhir
Aç la’l-i lebün seyr idelüm dürc-i ‘Aden mi
Var yok haber alınmadı agzındân o yârün
Gülşende ‘aceb gonce dahı teng-dehen mi
Ayva gibi zerd itdi yüzüm derd ile eyvâh
Ayruk adını anmaya ben sîb-i zekan mı
Ey bâd-ı sabâ Şâhîye lutf eyle haber vir
Yârün nicedür hâli ‘aceb sag u esen mi

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünyada gönülleri karıştıran güzeller arasında (en başta gelen) şu sen misin? Yoksa gönlünü senin gibisine verecek olan şu ben miyim?

2. O yakut hokkanın içinde yatan mücevher dizisi Aden'in mücevher kutusu mu; yakut dudağını aç da seyredelim.

3. O sevgilinin ağzından var mı yok mu, bir haber alınamadı; acaba gül bahçesindeki gonca da (onun gibi) dar ağızlı mı?

4. Eyvah, dert yüzümü ayva gibi sararttı; ben artık (çene) elmasının adını anmaz mıyım? Beyit kapalıdır; ikinci mısra "ben çene elması mıyım ki adını anayım" diye de anlaşılabilir.

5. Ey saba rüzgârı, Şâhî'ye lütfet, haber ver: sevgilinin hâli nasıldır, acaba sağ ve esen mi?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif soru eki "mi / mı", kafiye "sen, ben, 'Aden, dehen, zekan, esen" kelimelerindeki "-en" sesidir. Dördüncü beyitteki "zekan" (çene) kelimesi kalın ünlüsüyle bu kafiyeye tam uymaz. Kılıç "mi"yi divandaki redifler arasında sayar. Gazelin bütün beyitleri bir soruyla biter; bu düzen şiire bir sorgu havası verir. Neşirde son beytin sonunda [57a] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla iki soruyla açılır: dünyayı karıştıran güzel sevgili midir, yoksa gönlünü böyle birine kaptıran âşık mıdır. Sorular cevapsız kalır; ikisinin de aynı derecede şaşırtıcı olduğu sezdirilir. İkinci beyitte ağız bir mücevher kutusudur. "Hokka-i la'l" (yakut hokka) kırmızı dudakları, içindeki "silk-i cevâhir" (mücevher dizisi) dişleri anlatır. Aden, divan şiirinde incisi ve mücevheriyle anılan bir limandır; şair dudakları açılınca görünecek dişleri Aden'in mücevher sandığına benzetir.

Üçüncü beyit ağzın küçüklüğü mazmununa dayanır. Divan şiirinde sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki var mı yok mu belli olmaz; "var yok haber alınmadı" sözü bu yüzden hem haber gelmemesini hem ağzın yokluğunu düşündürür. Gonca da dar ağızlı bir çiçektir; şair onun da sevgiliye benzeyip benzemediğini sorar. Dördüncü beyitte ayva ile elma arasında tenasüp vardır. Dert âşığın yüzünü ayva gibi sarartmıştır; sevgilinin çenesi ise divan şiirinde elmaya benzetilir. Beyit kapalıdır ve iki okumaya açıktır.

Tarihî Bağlam

Makta beyti saba rüzgârına seslenerek sevgilinin sağlığını sorar. Kılıç, divandaki "Ey sabâ lutf it haber vir ol nigârum hoş mıdur" matlalı gazelde Bayezid'in saba aracılığıyla babasının hatırını sorduğunu söyler; o gazel girişte "G28" künyesiyle anılır ve metindeki numarası 27'dir. Buradaki "Ey bâd-ı sabâ Şâhîye lutf eyle haber vir" mısraı aynı sözlerle kurulmuştur. Kılıç bu gazeli o şiirlerle birlikte anmaz; benzerlik yalnız bizim tespitimizdir ve gazelin muhatabı konusunda kesin bir şey söylenemez.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 119-120, gazel no. 153 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 57a); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 33 (saba aracılığıyla babasının hatırını soran "G28" gazeli), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar