Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Gerekmez mâl u mülkini cihânun yârdan gayrı
Benüm nem var cihân içinde mihr-i yârdan gayrı
Zebûnum pister-i hasretde derd-i hecr-i yâr ile
Yüzüme su seper yok dîde-i hûn-bârdan gayrı
Makâm-ı vasla ‘azm idüp reh-i hecre revân oldum
Benüm zâd u zevâdum yok gam-ı dil-dârdan gayrı
Benüm çok sevdügüm ayruk elümde dahı nem vardur
Yoluna gevher-i eşküm benüm îsârdan gayrı
Temâşâ-yı cemâlünden beni lutf eyle men’ itme
Ki yokdur hiç murâdum dünyede dîdârdan gayrı
Ser-i kûyun koyup Şâhî varup kanda karâr itsün
Ki hergiz bülbülün olmaz yiri gülzârdan gayrı

Günümüz Türkçesiyle

1. Cihanın malı mülkü bana sevgiliden başka gerekmez; cihanda sevgilinin sevgisinden başka neyim var?

2. Sevgilinin ayrılık derdiyle hasret döşeğinde düşkünüm; yüzüme kan yağdıran gözümden başka su serpen yok.

3. Vuslat makamına yönelip ayrılık yoluna düştüm; sevgilinin gamından başka azığım, yol hazırlığım yok.

4. Benim çok sevdiğim, artık elimde başka neyim var; yoluna gözyaşı incilerimi saçmaktan başka.

5. Lütfet, beni cemalini seyretmekten men etme; çünkü dünyada yüzünü görmekten başka hiç muradım yok.

6. Şâhî kapısının önünü bırakıp gidip nerede karar kılsın; çünkü bülbülün yeri gül bahçesinden başka olmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Altı beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dan gayrı" (-den başka), kafiye "yâr, hûn-bâr, dil-dâr, îsâr, dîdâr, gülzâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Kılıç "gayrı"yı divandaki redifler arasında sayar. Matlanın iki mısraı da "yârdan gayrı" ile biter; aynı kelimenin kafiye olarak tekrarı bir kusur sayılabilir, ama ikinci mısradaki "mihr-i yâr" tamlaması tekrarı biraz yumuşatır. Neşirde dördüncü beyitten sonra [62a] varak imi yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beyti bir dışlama üzerine kurulur: âşığın sevgiliden başka hiçbir şeyi yoktur, hiçbir şeye ihtiyacı da yoktur. Matlada cihanın malı mülkü geri çevrilir. İkinci beyitte hasta âşığın yüzüne su serpecek kimse yoktur, yalnız kendi gözünden akan kanlı yaşlar vardır. Hastanın yüzüne su serpmek onu ayıltmak için yapılır; burada bu hizmeti gözyaşı görür.

Üçüncü beyit bir tezat taşır: âşık vuslat makamına yönelmiş, ama ayrılık yoluna düşmüştür. Yolcu azık hazırlar; onun azığı ise yalnız gamdır. Dördüncü beyitte "îsâr", yola saçılan armağandır. Eski törenlerde büyüklerin yoluna altın ve inci saçılırdı; âşığın saçabileceği tek şey gözyaşının incileridir.

Makta beyti gül ile bülbül mazmunuyla kapanır. Bülbülün yeri gül bahçesidir; âşığın yeri de sevgilinin kapısının önüdür. Bu son benzetme, gazel boyunca sayılan bütün dışlamaları tek bir resimde toplar. "Ser-i kûy" (kapının önü, sokağın başı) sözü, âşığın sevgilinin mahallesinden ayrılamayışını anlatır.

Tarihî Bağlam

Kılıç bu gazeli anmaz. Ancak redifteki "gayrı" kelimesi, Kılıç'ın aktardığı bir mektuptaki sözü hatırlatır. Bayezid, Düzme Mustafa olayından birkaç yıl sonra babasına yazdığı mektuplardan birinde "Kulunuzam, kurbânınızam, ayağınız turabıyam; sultânımdan gayrı kimim var?" der. Gazeldeki "Benüm nem var cihân içinde mihr-i yârdan gayrı" mısraı aynı duyguyu taşır. Bu benzerlik bizim tespitimizdir; gazelin muhatabı ve yazılış zamanı neşirde belirtilmez.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 126, gazel no. 167 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 62a); ayrıca s. 8 ("sultânımdan gayrı kimim var" mektubu) ve s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar