Özgün Metin
Vezin: Mef’ûlü Fa’ilâtü Mefâ’îlü Fâ’ilün
Red itdilerse ger bizi ‘Osmân erenleri
İtdi kabûl dil-i ‘Acemistân erenleri
Dil mezra’ına tohm-ı mahabbet bırakdılar
Gazvin ile Herât u Sıfâhân erenleri
İhsân ümîdi ile biz itdük havâleti
İhsânlar itdiler bize ihsân erenleri
Rahm itdiler felâketümüz çünki gördiler
Tebrîz ü Nahcivân ile Şirvân erenleri
Râz-ı derûnumuz işidüp şefkat itdiler
Pîrân-ı Belh ü Râz u Horâsân erenleri
Yâkût-ı eşk ile göricek dâmenüm tolu
Gözden bırakdı la’li Bedahşân erenleri
Erdi Hıtâ ile Hotene ger çekem hatâ
Bakmadılar hatâmuza Geylân erenleri
İki cihânda n’ola şefî’ olsalar bize
İran erenleri ile Tûrân erenleri
Ol server-i dü-’âlem ü ashâb u âl içün
K’anlar durur şefâ’at ü gufrân erenleri
Bu Şâhînün günâhını ‘afv itseler n’ola
Sultân-ı Rûm u mülket-i ‘Osmân erenleri
Günümüz Türkçesiyle
1. Osmanlı erenleri bizi reddettilerse, Acem ülkesinin erenleri gönülden kabul etti.
2. Kazvin, Herat ve İsfahan erenleri gönül tarlasına sevgi tohumu bıraktılar.
3. Biz ihsan umuduyla kendimizi onlara emanet ettik ("havâlet": yükünü başkasına bırakma); ihsan sahibi erenler de bize nice ihsanlar ettiler.
4. Felaketimizi görünce Tebriz, Nahçıvan ve Şirvan erenleri bize acıdılar.
5. Belh, "Râz" ve Horasan'ın pirleri, gönlümüzün içindeki sırrı işitip bize şefkat gösterdiler.
6. Eteğimi gözyaşı yakutuyla dolu görünce Bedahşan erenleri kendi lallerini gözden düşürdü (değersiz saydı).
7. Hıtay ile Hoten'e kadar ulaşan bir hata çekmişsem bile Gilan erenleri hatamıza bakmadılar.
8. İran erenleri ile Turan erenleri iki cihanda bize şefaatçi olsalar ne olur (keşke olsalar).
9. İki âlemin önderi (Hz. Muhammed), onun ashabı ve ailesi hürmetine; çünkü şefaat ve bağışlanma erenleri onlardır.
10. Rum sultanı ve Osmanlı ülkesinin erenleri bu Şâhî'nin günahını affetseler ne olur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On beyitlik gazel "mef'ûlü fa'ilâtü mefâ'îlü fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "erenleri", kafiye "'Osmân, 'Acemistân, Sıfâhân, ihsân, Şirvân, Horâsân, Bedahşân, Geylân, Tûrân, gufrân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Kılıç "erenleri" kelimesini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde gazelin numarasının yanında [88b] varak imi bulunur, yani şiir yazmada yeni bir yaprağın başından başlar. Kafiyelerin çoğu yer adıdır ve şiirin asıl ilgisi de burada yatar: matla "'Osmân erenleri" ile açılır, makta aynı kelimeyle kapanır. Aradaki sekiz beyit Kazvin'den Turan'a uzanan bir ülkeler dizisidir.
Anlam ve Söz Sanatları
"Eren" burada ermiş kişi anlamının yanında bir ülkenin ileri gelenleri, gönül ehli insanları anlamında kullanılmıştır. Üçüncü beyitte "ihsân" kelimesi üç kez tekrarlanır; umulan ihsan ile görülen ihsan arasında bir denge kurulur. Altıncı beyitte âşığın eteği gözyaşı yakutlarıyla doludur ve bu bolluk karşısında yakut madeniyle ünlü Bedahşan'ın erenleri kendi lallerini değersiz bulur. Yedinci beyitte "Hıtâ" (Kuzey Çin) ile "hatâ" arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır; misk ülkesi Hoten de aynı beyitte anılır. Beşinci beyitteki "Râz" bir yer adı olarak kolay açıklanamaz; aynı beytin başındaki "Râz-ı derûnumuz" ile bir söz oyunu kurulduğu düşünülebilir. Dokuzuncu beyitte hem ashabın hem ehl-i beytin birlikte anılması, iki tarafı da gözeten bir dua kalıbıdır.
Tarihî Bağlam
Kılıç bu gazel üzerinde ayrıca durmaz, ancak şiir kendi tarihini açıkça söyler. Kılıç'ın aktardığına göre Bayezid, 1559 Mayısı sonunda Konya'da yenilince hızla Amasya'ya dönmüş, Müftü Muhyiddin Cürcânî'yi babasına göndererek af dilemiş, af gelmeyince 7 Temmuz'da Amasya'dan çıkmış, Ağustos ortasında İran'a sığınmış ve 23 Ekim'de Kazvin'de Şah Tahmasb tarafından parlak bir törenle karşılanmıştır; başına tabaklar dolusu mücevher saçılmıştır. İlk mısradaki "red" bu geri çevrilen af dileği, ikinci beyitteki Kazvin de bu karşılama olarak okunabilir; altıncı beytin yakutları ile saçılan mücevherler arasında bir ilgi kurmak da mümkündür. Bu okumalar bizimdir. Şiirdeki minnet dili, Bayezid'in 16 Nisan 1560'ta hapsedilmesinden önceki aylara daha iyi uyar; bu da bizim tahminimizdir. Son beyitteki "n'ola" ise af umudunu yeniden "Rum sultanına" çevirir. Kılıç, Danişmend'in o devirde bu kelimeyi bir ricanın kabulü anlamında öne çıkardığını, Kanuni'nin oğluna cevap olarak yazılan murabba için aktarır.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 127-128, gazel no. 169 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 88b); s. 13 (Konya yenilgisi, Amasya'dan çıkış, Kazvin'de karşılanış), s. 29 ("erenleri" redifi), s. 39 (Danişmend'in "n'ola" okuması), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






