Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Her kaçan ‘arz eylesen sen ‘âleme ey mâh-ruh
Cânı yokdur göstere halk-ı cihâna mâh ruh
Togrılup gelse n’ola her dem dile mihr-i ruhun
Togrıdur şâhâne çün reftârda her gâh ruh
İhtiyâr elden gider tarf-ı külehden nâz ile
Her kaçan kim göstere ol dil-ber-i dil-hâh ruh
Yüzüne müştâkdum cânâ kudûmundan senün
Rû-be-rû gördüm sa’âdetden bi-hamdi’llâh ruh
Nat’-ı ruhsârında yârun beydak-ı hâl-i siyâh
Rûh-ı Şâhî üstüne ferzâne kıldı şâh ruh

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay yüzlü, sen ne zaman yüzünü dünyaya gösterirsen, ayın dünya halkına yüz göstermeye cesareti kalmaz.

2. Yanağının güneşi (sevgisi) her an gönle doğru gelse ne olur; çünkü satrançta kale (ruh) her hamlede şahane biçimde düz gider.

3. O gönlün dilediği dilber külahının kenarından nazla yüzünü gösterdikçe insanın iradesi elden gider.

4. Ey sevgili, gelişinden ötürü yüzüne hasrettim; hamdolsun, saadetle yüzünü yüz yüze gördüm.

5. Yârin yanağının satranç tahtasında siyah ben piyonu, Şâhî'nin ruhu (kalesi) üstüne ustaca şah ile kaleyi birden tehdit eden bir hamle yaptı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ruh" kelimesidir; kafiye "mâh, gâh, dil-hâh, -llâh, şâh" kelimelerindeki "-âh" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Matlanın iki mısraı "mâh-ruh" (ay yüzlü) ve "mâh ruh" (ay yüz) sözleriyle biter: yazılışı aynı, anlamı farklı iki söz kafiye ve redifi birlikte oluşturur. Bu, cinas-ı tâm denebilecek bir kullanımdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin asıl hüneri "ruh" kelimesinin iki anlamına dayanır. Farsça "ruh" hem yanak, yüz hem de satrançta kale taşıdır. Şair bu çift anlamı satrançla ilgili başka kelimelerle destekleyerek gazeli bir satranç tablosuna dönüştürür. İkinci beyitte sevgilinin yanağının gönle "doğru" gelmesi istenir ve gerekçe olarak kalenin her hamlede doğru, yani düz gittiği söylenir. Böylece beyit hem bir aşk dileğini hem de satrançta kalenin hareketini anlatır; bu tevriye bizim tespitimizdir.

Son beyitte satranç dili açıkça kurulur. "Nat'" satranç tahtası, "beydak" piyade (piyon), "şâh" şah, "ferzâne" ise hem bilge, akıllıca anlamına gelir hem de satrançta vezir demek olan "ferz" ve "ferzîn" kelimelerini çağrıştırır. Kubbealtı Lugatı "beydak" maddesinde, Fuzûlî'nin "Şâhtır hüsn bisâtında bugün ol gül-ruh / Ey Fuzûlî men-i âvâre sürülmüş beydak" beytini örnek verir; aynı sözlük "ferzîn" maddesinde "nat'" ile "ferzâne"yi birlikte kullanan bir beyit aktarır. Bu örnekler, satranç terimlerinin güzellik tasviri için kullanılmasının divan şiirinde bilinen bir yol olduğunu gösterir. Şâhî'nin beytinde sevgilinin yanağı satranç tahtası, siyah beni bir piyondur; bu piyon şairin "rûh"u (canı) üzerine "şâh ruh" diye biten bir hamle yapar. Mısrada "rûh" (can) ile "ruh" (kale), "Şâhî" mahlası ile "şâh" taşı arasında cinaslar vardır. "Şâh ruh" sözünün aynı hamlede hem şaha hem kaleye yapılan saldırıyı anlattığı bizim okumamızdır.

Üçüncü ve dördüncü beyitler satrançtan çok sevgilinin yüzünü görme arzusunu işler. Dördüncü beyitteki "rû-be-rû" (yüz yüze) ile redifteki "ruh" (yüz) arasında anlam yakınlığı vardır. Şairin "kudûm" (geliş) kelimesini kullanması, yüzünü uzun zamandır göremediği birinin gelişini anlattığını düşündürür; ancak kimin kastedildiğine dair bir bilgi yoktur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 56-57, gazel no. 20 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar