Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Halk şâd olsa n’ola çün irdi ‘îd
Gam bana pâ-bûsına irmek ba’îd
Vâ’izâ yanar diyüp ağrıtma baş
Seyl-i ‘ışka çünki bend olmaz müfîd
Görmedüm ey şâh-ı zâlim dünyede
Zülf ü gamzen gibi cebbâr u ‘anîd
Rahm kıl hûn-âb-ı çeşmümden yazık
Kana gark olmış yatur rûy-ı sefîd
Zahm-ı gamzenle ölürsem dostum
Yaz mezârum taşına “kabr-i şehîd”
Şâhî çeşmüm mest yaturken görüp
Hâba varmış didi cebbâr u ‘anîd
Günümüz Türkçesiyle
1. Bayram geldiğine göre halk sevinse ne olur; bana gam düşer, çünkü ayağını öpmeye ermek uzaktır.
2. Ey vaiz, "yanar" diyerek baş ağrıtma; çünkü aşk selinin önüne set çekmek fayda etmez.
3. Ey zalim şah, dünyada senin zülfün ve gamzen gibi zorba ve inatçı görmedim.
4. Kanlı gözyaşımdan yazık, acı; ak yüz kana batmış yatıyor.
5. Dostum, gamzenin yarasıyla ölürsem mezar taşıma "şehit kabri" diye yaz.
6. Şâhî, gözümü sarhoş yatarken görüp "o zorba, o inatçı uykuya varmış" dedi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altı beyitlik gazel, remel bahrinin kısa kalıbı "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" ile yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "'îd, ba'îd, müfîd, 'anîd, sefîd, şehîd" kelimelerindeki "-îd" sesiyle kurulur. "Cebbâr u 'anîd" sözü üçüncü ve altıncı beyitte aynen tekrarlanır ve "'anîd" kelimesi iki kez kafiye olur. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç'ın dipnotuna göre gazelin matla beyti yazmanın 6b, diğer beyitleri 8a varağındadır; neşirde birleştirilmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir bayram sabahını hatırlatır: halk bayram geldiği için sevinir, şair ise sevgilinin ayağını öpmeye (pâ-bûs) eremediği için gamlıdır. Bayram ile vuslat arasındaki bu karşıtlık divanda başka bir gazelde de görülür. Kılıç'ın girişte aktardığı G.140'ta şair, aynı ay içinde iki bayram yapmayı umduğunu, fakat "vuslat bayramı"na eremediğini söyler ve Kılıç o gazelde padişahtan merhamet beklendiğini düşünür. Bu gazel için Kılıç böyle bir yorum yapmaz; üçüncü beyitte "şâh-ı zâlim" diye anılan zülüf ve gamze sahibi bir güzel olduğundan, şiir sevgiliye yazılmış bir gazel olarak okunmalıdır. İki gazel arasındaki benzerlik bizim tespitimizdir.
İkinci beyitte vaize seslenilir. Vaizin "yanar" sözü âşığın cehennemde yanacağı tehdidini anlatır; şair buna aşkın bir sel olduğunu, sele set çekmenin yararsızlığını söyleyerek cevap verir. Ateş ile sel arasındaki zıtlık bu beyitte gizli bir tezat oluşturur; bu tespit bizimdir. Üçüncü beyitte sevgilinin zülfü ve gamzesi "cebbâr" (zorba) ve "'anîd" (inatçı) sıfatlarıyla bir zalimin kişiliğine bürünür.
Dördüncü beyitte "rûy-ı sefîd" (ak yüz), kanlı gözyaşları içinde kalmıştır; ak ile kan kırmızısı arasında renk tezadı vardır. Beşinci beyit aşk şehidi mazmununa dayanır: gamze okuyla ölen âşık, mezar taşına "şehit kabri" yazılmasını ister. Son beytin anlamı açık değildir. Neşir metni "çeşmüm" (gözüm) okur; sözü söyleyen ve uyuyan "cebbâr u 'anîd" sevgili mi yoksa sevgilinin gözü mü, mısradan kesin olarak anlaşılmaz. "Çeşmün" (gözün) okunursa beyit, sevgilinin sarhoş gözünü uyurken görüp "zorba uykuya varmış" diyen şairi anlatır; bu okuma bizim önerimizdir ve metne dokunulmamıştır.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 57, gazel no. 21 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 6b ve 8a); dipnot 101; ayrıca s. 32-33 (G.140, "iki 'ıyd"), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






