Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Dil lebünden bûse eylerse temennâ itme kec
Vir murâdın derdmendün nâz itme vaz gec
Tutılur gün gûyiyâ zulmet basar ‘âlem yüzin
Ol güneş yüzlüm külâhın başına giydükçe kec
Çünki ey hâcı gönül yıkmak durur pîşen senün
N’oldı andan tutalum kim idesin bin kerre hac
Hamdü-li’llâh irmişem niçe murâda sabr ile
Hak buyurmışdur resûlü’s-sabr miftâhü’l-ferec
İtdügün sa’yi n’ola bilmezse il Mevlâ bilür
Eylügi sen eyle Şâhî zâyi’ olmaz suya sac

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül dudağından bir öpücük dilerse yüz çevirme; o dertlinin muradını ver, naz etmekten vazgeç.

2. O güneş yüzlüm külahını başına yan giydikçe sanki güneş tutulur, karanlık dünyanın yüzünü basar.

3. Ey hacı, madem gönül yıkmak senin huyundur, diyelim ki bin kere hacca gittin, ondan ne çıkar.

4. Hamdolsun, sabırla nice murada erdim; Resul doğru buyurmuştur: "Sabır, ferahlığın anahtarıdır."

5. Ey Şâhî, çabanı halk bilmezse ne olur, Mevlâ bilir; sen iyiliği yap, suya saç, kaybolmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 6b varağındadır. Redif yoktur; kafiye "kec, gec, hac, ferec, sac" kelimelerindeki "-ec / -ac" sesiyle kurulur. "Kec" (eğri) kelimesi birinci ve ikinci beyitte iki farklı anlamla kafiye olmuştur: matlada "itme kec" (eğrilik etme, yüz çevirme), ikinci beyitte "giydükçe kec" (yan giydikçe). Mahlas son beyitte geçer.

Dördüncü beytin ikinci mısraı neşirde "Hak buyurmışdur resûlü's-sabr miftâhü'l-ferec" biçimindedir; Kılıç dipnotta ibareyi "Sabrın elçisi, aydınlığın anahtarıdır" diye anlamlandırır. Arapça "es-sabru miftâhu'l-ferec" sözü "sabır ferahlığın (kurtuluşun) anahtarıdır" demektir. Mısraı "Hak buyurmışdur Resûl: es-sabru miftâhü'l-ferec" (Resul doğru buyurmuştur: sabır ferahlığın anahtarıdır) diye okumanın anlama daha uygun olduğunu düşünüyoruz; bu okuma bizimdir ve metne dokunulmamıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelde aşk beyitleri ile öğüt beyitleri yan yana durur. Matlada âşık sevgiliden naz etmeyi bırakıp öpücük isteğine karşılık vermesini ister. İkinci beyitte güneş yüzlü sevgilinin külahını yan giymesi bir güneş tutulmasına benzetilir: külahın gölgesi yüzün bir kısmını örter ve dünyayı karanlık basar. Güneş, tutulma ve karanlık kelimeleri arasında bir tenasüp vardır.

Üçüncü beyit, gönül yıkan bir hacıya seslenir: gönül yıkmayı huy edinmiş biri bin kere hacca gitse de bunun bir faydası olmaz. "Hâcı" ile "hac" kelimeleri arasında iştikak ilişkisi kurulmuştur. Dördüncü beyitte şair sabırla nice murada erdiğini söyler ve sözünü Arapça bir hikmetle destekler; bu, irsal-i mesel sanatına yakın bir kullanımdır. Son beyit "iyilik yap denize at" diye bilinen atasözünü hatırlatır: yapılan iyiliği insanlar bilmese de Allah bilir ve suya saçılan iyilik kaybolmaz. Bu benzerlik bizim tespitimizdir.

Kılıç, Bayezid'in şiirlerinde arzusuna erişemeyen bir şehzadenin elemlerinin hissedildiğini söyler. Bu gazelin dördüncü beytinde ise tersine sabırla murada ermenin şükrü dile getirilir. Hangi muradın kastedildiği belli değildir ve gazelin yazılış zamanına dair bir kayıt yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 56, gazel no. 19 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 6b); dipnot 100; ayrıca s. 30 (muhteva özellikleri), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar