Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Ey firâkun âteşinden nâr-ı dûzah bir şerer
Ravza-i cennet cemâlün gülşeninden bir eser
Hâk-i râhunda makâm u dilde mihrün var iken
Hey ma’âza’llâh gerekmez taht-ı ‘âc u tâc-ı zer
İl senünle câm içüp ‘ıyş ide ben kanlar yudam
Derd olur mı dünyede cânâ bana bundan beter
Tut dehânum karşusında gül ruhun mir’âtını
Öldügüme ey Mesîhâ-dem inanmazsan eger
Ögerek arşa çıkardı Şâhî tûbâ kaddüni
Âferîn tab’-ı bülendine zihî sâhib-hüner
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey ayrılığının ateşinden cehennem ateşi bir kıvılcım olan; cennet bahçesi ise cemalinin gül bahçesinden bir eserdir.
2. Yolunun toprağında makamım, gönlümde sevgin varken, Allah korusun, fildişi taht ve altın taç gerekmez.
3. Halk seninle kadeh içip eğlensin, ben kanlar yutayım; sevgilim, dünyada bana bundan beter dert olur mu?
4. Ey Mesih nefesli, öldüğüme inanmazsan gül yanağının aynasını ağzımın karşısında tut.
5. Şâhî senin tûbâ ağacı gibi boyunu öve öve arşa çıkardı; yüce tabiatına aferin, ne hünerli kişi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 8b varağındadır. Redif yoktur; kafiye "şerer, eser, zer, beter, eger, hüner" kelimelerindeki "-er" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç, girişte Bayezid'in şiirlerinde hecr ve fürkat kelimelerinin sıklığını gösterirken bu gazelin matlaını "G23/1" künyesiyle aktarır. Girişteki gazel numaraları bir noktadan sonra neşir metnindeki numaraların bir eksiğidir; aktarılan beyit metinde 22. gazelin matlaıdır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, sevgilinin ayrılığı ile cemalini cehennem ve cennetle karşılaştırır. Ayrılık ateşinin yanında cehennem ateşi bir kıvılcım kadar küçük kalır; cennet bahçesi ise sevgilinin yüzünün gül bahçesinden yalnızca bir izdir. İki mısra arasında cehennem ile cennet, ateş ile gül bahçesi, kıvılcım ile eser kelimeleri karşılıklı olarak sıralanır ve beyit düzenli bir tezat üzerine kurulur.
İkinci beyit sevgilinin yolunun toprağını ve gönüldeki sevgiyi "taht-ı 'âc u tâc-ı zer"e, fildişi taht ile altın taca tercih eder. Aynı söyleyiş G.18'in beşinci beytinde de geçer ("Hey ma'âza'llâh gerekmez taht u tâc"); tekrar bizim tespitimizdir. Üçüncü beyit işret meclisinin dışında kalan âşığın kıskançlığını anlatır: başkaları sevgiliyle kadeh içerken âşığın içtiği kendi kanıdır. Dördüncü beyit gazelin en canlı tablosudur. Ölü olup olmadığı anlaşılsın diye ağzına ayna tutulan birinin durumu, sevgilinin parlak yanağının aynaya benzetilmesiyle birleştirilir. Sevgiliye "Mesîhâ-dem" (Mesih nefesli) denmesi, Hz. İsa'nın nefesiyle ölüleri diriltmesine telmihtir; can veren nefese sahip sevgili, âşığın öldüğünü görmekle onu yeniden diriltebilecek kişidir. Bu çift yönlü anlam bizim okumamızdır.
Son beyitte şair, sevgilinin boyunu cennetteki tûbâ ağacına benzetir ve övgüyle onu arşa kadar yükselttiğini söyler. Tûbâ ile arş arasında yükseklik bakımından bir tenasüp vardır. İkinci mısrada şair kendi yüksek tabiatını ve hünerini över. Kılıç, Şâhî'nin şiirini övdüğü ifadelere birkaç beyit dışında rastlanmadığını ve bunların sıradan, abartısız övgüler olduğunu belirtir; bu beyit de o az sayıdaki fahriye örneklerine eklenebilir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 57, gazel no. 22 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 8b); ayrıca s. 31-32 (girişte "G23/1" künyesiyle) ve s. 42 (şairin kendi şiirini övmesi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






