Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Gamzen öldürüp gider ‘uşşâkı kanı yok mıdur
Yoksa ‘ömrüm bunlarun yanunda cânı yok mıdur
Hâ bugün yarın diyü hasretle geçdi ‘ömrümüz
Dostum ‘âlemde bir vuslat zemânı yok mıdur
Nice nâlân olmasun fürkat diyârında gönül
Bir senün gibi vefâsuz dil-sitânı yok mıdur
‘Ömrümi fürkat diyârında geçürdüm âh ile
Yoksa andan gayrı ‘uşşâkun mekânı yok mıdur
Çünki yârun pâyına yüz sürmege degmez elün
Ey dil-i bî-çâre miskîn âsitânı yok mıdur
Tutalum sen mihr-i yâri Şâhî ikrâr itmedün
Rûy-ı zerdünde anun andan nişânı yok mıdur
Vasf-ı hâlünde bu ben Ferhâdun ey şîrîn-zebân
Söylenen dillerde şimdi dâstânı yok mıdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Gamzen âşıkları öldürüp gidiyor, kanlarının hesabı sorulmaz mı; yoksa ömrüm, bunların senin yanında canı yok mu?
2. "Hâ bugün, hâ yarın" diye hasretle ömrümüz geçti; dostum, dünyada bir kavuşma zamanı yok mu?
3. Gönül ayrılık diyarında nasıl inlemesin; senin gibi vefasız bir gönül alanı yok mu?
4. Ömrümü ayrılık diyarında ahla geçirdim; yoksa âşıkların ondan başka bir yurdu yok mu?
5. Madem yârin ayağına yüz sürmeye elin yetmez, ey çaresiz, zavallı gönül, bir eşiği yok mu?
6. Şâhî, diyelim ki yârin sevgisini ikrar etmedin; sarı yüzünde ondan bir nişan yok mu?
7. Ey tatlı dilli, halimin anlatılışında bu ben Ferhad'ın şimdi dillerde söylenen bir destanı yok mu?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 9a varağındadır. Redif "yok mıdur" sözüdür; Kılıç bu sözü divandaki redifler arasında sayar. Kafiye "kanı, cânı, zemânı, dil-sitânı, mekânı, âsitânı, nişânı, dâstânı" kelimelerindeki "-ânı" sesiyle kurulur. Mahlas altıncı beyitte geçer, yedinci beyit mahlas beytinden sonra gelir. Mahlasın son beyitten önce yer alması divan gazelinde alışılmış düzenin dışındadır; bu tespit bizimdir. Neşirde hemen ardından gelen G.25 de aynı redif ve vezinle yazılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Redifin soru biçiminde olması, her beyti cevabı belli bir soruyla, yani istifham sanatıyla bitirir. Matlada sevgilinin gamzesi âşıkları öldürüp gitmektedir; şair "kanı yok mıdur" diye sorarak hem öldürülenlerin kanının hesabını hem de onların bir değeri olup olmadığını sorgular. Sevgiliye "'ömrüm" diye seslenilmesi, bu sitemin içinde bir sevgi sözü de saklar. İkinci beyitte "hâ bugün yarın" sözü, kavuşmanın sürekli ertelenişini konuşma diline yakın bir söyleyişle verir.
Üçüncü ve dördüncü beyitlerde "fürkat diyârı" (ayrılık ülkesi) sözü tekrarlanır; âşık ömrünü bu ülkede ahla geçirmiştir. Beşinci beyitte ayağa yüz sürmeye eli yetmeyen gönle, hiç değilse eşiğe yüz sürmesi öğütlenir. Altıncı beyitte aşkın gizlenemeyeceği söylenir: âşık sevgisini dile getirmese de sararmış yüzü (rûy-ı zerd) bunun nişanıdır. Sarı beniz, divan şiirinde aşk hastalığının bilinen alametidir.
Son beyitte sevgiliye "şîrîn-zebân" diye seslenilir ve şair kendini "bu ben Ferhâd" diye anar. "Şîrîn" kelimesi tatlı anlamının yanında Ferhad'ın sevgilisi Şirin'i hatırlatır; böylece âşık Ferhad, sevgili Şirin olur. Aynı tevriye bir önceki gazelin üçüncü beytinde de kullanılmıştır. Şair, aşkının Ferhad'ın hikâyesi gibi dillerde dolaşan bir destan olduğunu söyleyerek gazeli kapatır. Gazelde belli bir kişiye ya da olaya işaret eden bir unsur bulunmaz.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 58, gazel no. 24 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 9a); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






