Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Zülfüne gönlüm esîr itdün günâhı yok mıdur
N’ola boynı baglu bendense İlâhı yok mıdur
Her zeınân ceyş-i hatun ılgar ider dil üstine
Bu harâb-âbâd mülkün pâdişâhı yok mıdur
‘Işk ilinün n’ola da’vâ kılsa dil serverlügin
Ferr-i mihrün gibi başında külâhı yok mıdur
Dime ey dil irmedüm zıll-ı hümâya kim senün
Başun üzre sâye-i zülf-i siyâhı yok mıdur
N’ola Şâhî yâr istignâ satarsa nâz ile
Kûşe-i çeşm-i ‘inâyetle nigâhı yok mıdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönlümü zülfüne esir ettin, bunun günahı yok mu; boynu bağlı bir kulsa ne olur, onun da İlahı yok mu?
2. Hattının ordusu her zaman gönül üstüne akın eder; bu harap ülkenin padişahı yok mu?
3. Gönül aşk ilinin beyliğini dava etse ne olur; senin sevginin (güneşinin) parıltısı gibi başında bir külahı yok mu?
4. Ey gönül, hüma kuşunun gölgesine eremedim deme; çünkü başının üstünde siyah zülfünün gölgesi yok mu?
5. Şâhî, yâr nazla aldırmazlık gösterirse ne olur; inayet gözünün ucuyla bir bakışı yok mu?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 9b varağındadır. Redif bir önceki gazelde olduğu gibi "yok mıdur"; kafiye "günâhı, İlâhı, pâdişâhı, külâhı, siyâhı, nigâhı" kelimelerindeki "-âhı" sesidir. Mahlas son beyitte geçer. İkinci beytin ilk mısraındaki "zeınân" kelimesi neşirde bu biçimde basılmıştır (PDF görüntüsüyle kontrol edildi); "zemân" kelimesinin dizgi hatası olduğu açıktır. Metne dokunulmamış, aktarımda "zaman" anlamı esas alınmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin dikkat çekici yanı, aşkı bir ülke ve saltanat dili içinde anlatmasıdır. İkinci beyitte hattın, yani yüzdeki ayva tüylerinin bir ordu (ceyş) gibi gönül üstüne "ılgar" ettiği, akın yaptığı söylenir; gönül, padişahı olmayan harap bir ülkedir. Üçüncü beyitte gönül aşk ilinin "serverlik"ini, yani beyliğini dava eder ve buna gerekçe olarak başında sevgilinin sevgisinin parıltısı gibi bir külah bulunduğunu gösterir. Dördüncü beyitte hüma kuşu anılır. Gölgesi kimin başına düşerse onu devlete eriştirdiğine inanılan bu kuş, divan şiirinde saltanat ve bahtın simgesidir; şair, sevgilinin siyah zülfünün gölgesini hümanın gölgesine denk tutar.
Ordu, akın, ülke, padişah, beylik davası, külah ve hüma kelimeleri arasında açık bir tenasüp vardır. Bu dil divan şiirinin genel malzemesidir; yine de saltanat mücadelesine girmiş bir şehzadenin kaleminde ayrı bir ağırlık kazandığı düşünülebilir. Bu değerlendirme bizim okumamızdır, kaynakta gazelle Bayezid'in hayatı arasında bir bağ kurulmaz ve yazılış zamanı bilinmez.
Matlada sevgili gönlü zülfüne esir etmiştir; şair bunun bir günah olup olmadığını sorar ve boynu bağlı bir kulun da bir İlahı olduğunu hatırlatır. "Günâh" ile "İlâh" kelimelerinin kafiyede karşılaşması, esaretin hesabının ilahî adalete bırakıldığını düşündürür. Son beyitte sevgilinin "istignâ satması", yani nazla aldırmazlık göstermesi hoş görülür; çünkü onun göz ucuyla atılan bir inayet bakışı her şeye bedeldir. Göz ucuyla bakış imgesi G.13'ün dördüncü beytinde de aynı "kûşe-i çeşm" ve "'inâyet" kelimeleriyle geçer.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 58-59, gazel no. 25 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 9b); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






