Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Didüm emsem olur mı la’lün ey yâr
Didi cânundı ol olmaz yüri var
Lebün gördükde ditrer üstine cân
Nitekim suya karşu teşne bîmâr
Cefâ-yı yârdan korkarsan ey dil
Sakın ‘arz-ı mahabbet itme zinhâr
Benüm cân virdügümden n’oldı andan
Sen olmayınca hâlümden haber-dâr
Komaz küfrin başın kesmekle zülfün
Ne tebdîl-i libâs eyler ne zünnâr
Ezelden bî-vefâlar ‘âdetidür
Alup ‘uşşâk gönlin itmek inkâr
Hatâdur mihrine aldanma Şâhî
Vefâsuz pîre-zendür çarh-ı gaddâr
Günümüz Türkçesiyle
1. "Ey sevgili, dudağını emsem olur mu" dedim; "O senin canındır, olmaz, yürü git" dedi.
2. Dudağını görünce can onun üstüne titrer; tıpkı susuz hastanın suya karşı titremesi gibi.
3. Ey gönül, sevgilinin cefasından korkarsan sakın ha sevgi arz etme.
4. Sen halimden haberdar olmadıkça can vermemden ne çıktı.
5. Zülfün, başı kesilse de küfrünü bırakmaz; ne kılık değiştirir ne zünnarı çıkarır.
6. Âşıkların gönlünü alıp sonra inkâr etmek ezelden vefasızların âdetidir.
7. Ey Şâhî, sevgisine aldanmak hatadır; o hain felek vefasız bir kocakarıdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel, hezec bahrinin "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 10b varağındadır. Redif yoktur; kafiye "yâr, var, bîmâr, zinhâr, haber-dâr, zünnâr, inkâr, gaddâr" kelimelerindeki "-âr / -ar" sesiyle kurulur. Matlanın ikinci mısraındaki "var" (git) kelimesi kısa ünlüsüyle bu sese uydurulmuştur. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç'ın girişte babaya yazılan şiirlere örnek verdiği "G.28 hoş mıdur" gazeli, girişteki numaralama kaymasından dolayı metinde G.27'dir; bu gazelle bir ilgisi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir konuşma (mükâleme) beytidir. Âşık sevgilinin dudağını emmek için izin ister, sevgili "o senin canındır, olmaz, yürü git" diye cevap verir. "Cânundı" sözünü "canındır" ya da "canın idi" diye okumak mümkündür; ilk okumaya göre dudak âşığın canıdır ve can emilmez, ikinci okumaya göre dudağa can verilmiş, iş işten geçmiştir. Biz ilk okumayı esas aldık. İkinci beyitte can, dudağı görünce susuz bir hastanın suya karşı titremesi gibi titrer; dudağın hayat suyu sayılması bu benzetmenin dayanağıdır.
Üçüncü ve dördüncü beyitler sevgilinin ilgisizliğinden yakınır: cefadan korkan aşkını açmasın, âşığın can vermesi de sevgili haberdar olmadıkça boşunadır. Beşinci beyit gazelin en sanatlı beytidir. Siyah zülüf divan şiirinde küfürle, kıvrımlı saç da Hristiyanların bellerine bağladığı "zünnâr" ile ilişkilendirilir. Saçın kesilmesi "küfrün başını kesmek" sözüyle anlatılır; kâfir başı kesilse de dinini değiştirmez, zülüf de kesilse ne kılığını değiştirir ne zünnarını çözer. Saç kesmek ile baş kesmek arasındaki bu oyun bizim tespitimizdir.
Altıncı beyit vefasızların ezelî âdetini genel bir hüküm olarak söyler. Son beyitte vefasızlık sevgiliden feleğe aktarılır: "çarh-ı gaddâr" (hain felek) vefasız bir kocakarıya (pîre-zen) benzetilir. Dünyanın ya da feleğin kocakarıya benzetilmesi divan şiirinde bilinen bir teşbihtir. Aynı benzetme, Kılıç'ın bildirdiği Mecmû'atü'n-nezâ'ir okuyuşuna göre G.8'in üçüncü beytinde de geçer ("Ârif isen pîre-zen dehre gönül virme sakın"); bu bağlantı bizimdir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 60, gazel no. 28 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 10b); ayrıca s. 51 (G.8 dipnot 90), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






