Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Görmeyelden gül yüzüni aglarum ben zâr u zâr
Kaddümi gamdan hilâl itdün eyâ mekkâr-kâr
Mâr-veş tolandı zülfün gerdenine gönlümün
Sînem üzre yayılup mâr oldı her mû târ u mâr
‘Akl u sabrum târ-mâr oldı reh-i mihnetde âh
Cânuma zülfün ucından gussaya ne bâr bâr
Kim yokar el pâdişâhum dilde genc-i mihrüne
‘Aks-i zülfünle tolaldan genc-i sînem mâr mâr
Mûr-veş Şâhî ele alup metâ’-ı cânını
Pâyuna çekse Süleymân Hânum itme ‘âr ‘âr

Günümüz Türkçesiyle

1. Gül yüzünü görmeyeli inleye inleye ağlarım; ey hilekârlığı iş edinen, gamdan boyumu hilal gibi büktün.

2. Zülfün yılan gibi gönlümün boynuna dolandı; göğsümün üstüne yayılıp her saç teli yılan oldu, darmadağın.

3. Ah, mihnet yolunda aklım ve sabrım darmadağın oldu; zülfünün ucundan canıma yük yük ne gamlar geldi.

4. Padişahım, gönlümdeki sevgi hazinene kim el uzatabilir; zülfünün aksiyle göğsümün hazinesi yılan yılan dolalı beri.

5. Şâhî karınca gibi can metaını eline alıp ayağına götürürse, ey Süleyman Hanım, ar etme, ar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiyenin kuruluşu dikkat çekicidir: her beytin ikinci mısraı "-âr" sesli bir kelimenin iki kez söylenmesiyle biter ("zâr u zâr, mekkâr-kâr, târ u mâr, bâr bâr, mâr mâr, 'âr 'âr"). Böylece kafiye ile tekrir iç içe geçer ve gazel her beyitte yankılanan bir sesle kapanır. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç'ın dipnotuna göre ilk iki beyit yazmanın 10b, diğer beyitler 12a varağındadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada gül yüzlü sevgiliden ayrı kalan âşık inleye inleye ağlar, gamdan boyu hilal gibi bükülür. İkinci ve dördüncü beyitlerde yılan mazmunu öne çıkar. Zülüf yılan gibi gönlün boynuna dolanır, göğse yayılan her saç teli yılana dönüşür. "Târ" (tel) ile "mâr" (yılan) kelimelerinin yan yana gelmesi, "târ u mâr" (darmadağın) deyimiyle birlikte bir cinas oluşturur. Dördüncü beyitte gönülde saklanan sevgi bir hazineye, zülfün göğüsteki aksi de hazineyi bekleyen yılanlara benzetilir; hazinenin yılanla korunması divan şiirinde bilinen bir inançtır ve aynı mazmun G.16'da da işlenmiştir.

Son beyitte Hz. Süleyman ile karınca arasındaki ilişkiye telmih yapılır. Kur'an'ın Neml suresinde Hz. Süleyman'ın ordusuyla karınca vadisine gelişi anlatılır; divan şiirinde karınca, büyük hükümdara gücü yettiğince armağan sunan küçük ve değersiz kulun simgesidir. Şair kendini karıncaya, canını da bu küçük armağana benzetir ve "Süleymân Hânum"dan onu küçümsememesini ister. "Mûr" (karınca) ile ikinci ve dördüncü beyitlerdeki "mâr" (yılan) arasında ses benzerliği vardır.

Tarihî Bağlam

"Süleymân Hânum" hitabı, peygamber Süleyman'a yapılan telmihin yanında, Bayezid'in babası Kanuni Sultan Süleyman'ı açıkça çağrıştırır. Dördüncü beyitteki "pâdişâhum" hitabı da bu okumayı destekler. Kılıç bu gazeli babaya yazılan şiirler arasında anmaz; ancak divanda babasına sevgili diliyle seslenen gazellerin bulunduğunu belirtir. Bu gazelin Kanuni'ye yazılmış olabileceği bizim okumamızdır; yazılış zamanına dair bir bilgi yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 60-61, gazel no. 29 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 10b ve 12a); dipnot 102; ayrıca s. 32-33 (babaya sevgili diliyle yazılmış gazeller), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar