Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Fürkatünden hasret ile ey nigâr
Zâr zâram zâr zâram zâr zâr
Zülfün ile gün yüzüni görmege
Bî-karâram bî-karâram bî-karâr
Lebleründen bûse almaga yine
İntizâram intizâram intizâr
Nice yıldur hasretiyle dem-be-dem
Eşk-bâram eşk-bâram eşk-bâr
Tâbiş-i mihr-i ruhunla zerre-vâr
Tabdâram tabdâram tabdâr
Cür’a-i câm-ı lebünden ben senün
Pür-humâram pür-humâram pür-humâr
‘Işk-ı dil-berle ölürsem Şâhiyâ
Bahtiyâram bahtiyâram bahtiyâr
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey güzel, ayrılığın yüzünden hasretle inliyorum, inliyorum; inleyip duruyorum.
2. Zülfünle birlikte güneş gibi parlayan yüzünü görmek için kararsızım, kararsızım; huzurum kalmadı.
3. Dudaklarından yine bir öpücük almak için bekliyorum, bekliyorum; gözüm yolda.
4. Kaç yıldır o dudağın hasretiyle her an gözyaşı döküyorum, gözyaşı döküyorum; yaşım dinmiyor.
5. Yanağının güneşinin hararetiyle bir zerre gibi ışıl ışılım, ışıl ışılım; ateşler içindeyim.
6. Ben senin dudak kadehinin bir yudumundan mahmurum, mahmurum; baştan başa sarhoşluğun ağırlığı içindeyim.
7. Ey Şâhî, dilberin aşkıyla ölürsem bahtiyarım, bahtiyarım; bahtı açık biriyim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi beyitlik gazel remel bahrinin kısa kalıbı olan "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" ile yazılmıştır; Kılıç'ın dökümüne göre divanda bu kalıbı kullanan on bir gazel vardır. Nüshada 13a varağındadır. Redif yoktur, kafiye "-âr" sesidir: nigâr, zâr, bî-karâr, intizâr, eşk-bâr, tabdâr, pür-humâr, bahtiyâr. Mahlas son beyitte geçer. Kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün yükü ikinci mısralardadır. Her ikinci mısra aynı kalıpla kurulur: âşığın hâlini anlatan bir kelime "-am" ekiyle iki kez söylenir, üçüncü kez eksiz tekrarlanır ("Zâr zâram zâr zâram zâr zâr"). Bu tekrir sanatı şiire ezgili, neredeyse şarkı gibi bir söyleyiş kazandırır. Kafiye kelimeleri yan yana konunca âşığın hâllerinin bir dökümü ortaya çıkar: inleyen, kararsız, bekleyen, yaş döken, yanıp parlayan ve mahmur bir âşık. Son beyit bu diziyi tersine çevirir; dilberin aşkıyla ölmek bir felaket sayılmaz, "bahtiyâr" kelimesiyle bir mutluluk olarak sunulur.
Birinci mısralarda divan şiirinin bilinen imgeleri sıralanır: güneş yüz ve onu çevreleyen zülüf, öpücük beklenen dudak, güneşin ışığında titreşen zerre ve dudağın şarap kadehine benzetilmesi. Beşinci beyitte âşık, yanağın güneşi karşısında bir zerreye benzetilir; zerre güneş ışığında görünür hâle gelir ve parlar, bu yüzden "tâb-dâr" (ısı ve parıltı sahibi) kelimesi hem yanmayı hem parlamayı karşılar. Neşirde bu kelime "Tabdâram" diye basılmıştır. Vezin ilk hecenin uzun okunmasını, yani "tâb-dâr" biçimini ister; metne dokunulmamıştır, bu tespit bizimdir. Altıncı beyitteki "cür'a" kadehin dibinde kalan son yudumdur; âşık bu küçük yudumla bile mahmur kalmıştır.
İlk mısraın "hasret ile ey nigâr" diye biten söyleyişi, divanın on beşinci murabbaının yedinci bendinde de aynı "-âr" kafiyesi ve "zâr" kelimesiyle birlikte geçer ("Ayrılalı gün yüzünden hasret ile ey nigâr"). Şairin bu kalıbı farklı nazım şekillerinde yeniden kullandığı görülmektedir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 61, gazel no. 31 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 13a); ayrıca s. 29 (vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






