Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Cennet ü havrâda yokdur sendeki hüsn ü bahâ
Söz dırâz itmek ne lâzım bî-bedelsin sen şehâ
Tolaşaldan zülf-i pür-çînüne cânâ murg-ı dil
Bir duzâga düşdi kim mümkin degül ana rehâ
Âferîn sihr-i cihân-âşûbına ol dil-berün
Hâ deyince zülfin eyler yedi başlu ejdehâ
Ey reh-i ‘ışka düşüp andan nihâyet isteyen
Bu hevâdan geç ki yokdur ana hergiz intihâ
Ol rakîbün ökçesin basup gelür Şâhî kazâ
İsterem kim irişüp cânın ala diyince hâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Sendeki güzellik ve değer cennette de hurilerde de yoktur; sözü uzatmaya ne gerek, ey şah, senin bedelin (dengin) yoktur.

2. Ey sevgili, gönül kuşu kıvrım kıvrım zülfüne dolaşalı öyle bir tuzağa düştü ki ondan kurtulması mümkün değil.

3. O dilberin dünyayı birbirine katan büyüsüne aferin; "hâ" deyinceye kadar (bir anda) zülfünü yedi başlı ejderhaya çevirir.

4. Ey aşk yoluna düşüp onun sonuna varmak isteyen; bu hevesten vazgeç, çünkü o yolun asla sonu yoktur.

5. Şâhî, ölüm o rakibin ökçesine basarak (peşinden) geliyor; isterim ki yetişip "hâ" deyinceye kadar canını alsın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik bu gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "bahâ, şehâ, rehâ, ejdehâ, intihâ, hâ" kelimelerindeki "-hâ" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Kılıç'ın tablosuna göre divanda en çok bulunan gazeller beş beyitliktir; bu gazel de onlardandır. Nüshada 3a varağında yer alır; kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, sevgilinin güzelliğini cennet ve hurilerle karşılaştırarak üstün tutar ve "söz dırâz itmek ne lâzım" diyerek uzun övgüyü kısa keser. "Bahâ" (değer, paha) ile "bî-bedel" (bedelsiz, benzersiz) kelimeleri arasında alışveriş çağrışımlı bir tenasüp vardır; bu tespit bizimdir. İkinci beyitte divan şiirinin bilinen mazmunu işlenir: gönül bir kuştur, sevgilinin kıvrım kıvrım (pür-çîn) zülfü ise bir tuzaktır. Üçüncü beyitte zülüf bu kez yılan ve ejderha imgesine bağlanır. Sevgilinin büyüsü "hâ deyince", yani göz açıp kapayıncaya kadar, saçlarını yedi başlı bir ejderhaya çevirir. Kıvrık ve çok örgülü saçın çok başlı ejderhaya benzetilmesi, zülfün yılan oluşu mazmununun abartılı bir uzantısıdır.

Dördüncü beyit gazelin tek öğüt beytidir. Aşk yolunun sonunu arayan kişiye bu hevesten vazgeçmesi söylenir, çünkü o yolun ucu yoktur. "Nihâyet" ile "intihâ" aynı anlamı taşıyan iki kelime olarak mısraların başında ve sonunda yer alır. Son beyitte şair rakibe beddua eder: ölüm (kazâ) rakibin ökçesine basarak, yani hemen ardından gelmektedir; şair onun yetişip "hâ" deyince rakibin canını almasını diler. "Hâ deyince" deyimi üçüncü ve beşinci beyitte kafiye yerinde iki kez kullanılmıştır. Birincide sevgilinin büyüsünün hızını, ikincide rakibin ölümünün çabukluğunu anlatan bu tekrar, kafiye kelimesinin aynen yinelenmesi bakımından dikkat çekicidir; tespit bizimdir.

Gazelde sevgiliye "şehâ" diye seslenilmesi, divan şiirinde sevgilinin güzellik ülkesinin padişahı sayılması geleneğine uyar. Şiirde bunun dışında bir kişiye işaret eden bir unsur bulunmaz.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 49, gazel no. 4 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 3a); ayrıca s. 27 (gazellerin beyit sayıları), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar