Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Âteş-i mihr-i ruhunla bagrumı kıldun kebâb
Hasret-i câm-ı lebünle eşkümi itdün şarâb
Gün yüzün üzre nigârâ zülfün efşân eyleme
Âfitâbun yüzini ‘âlemde dutmasun sehâb
Niçe yıldur vasl-ı cânânı temennâ eylerem
Tâli’ümde bir gün olmadı dirîgâ feth-i bâb
Hizmetünden dûr olaldan çeşm-i giryânum benüm
Seyle virdi ser-te-ser dünyâ yüzin kıldı harâb
Sormaz oldı hâlümi Şâhî o şâh-ı mülk-i hüsn
Bendesinden ‘âr ider var ise ol ‘âlî-cenâb
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağının güneşinin (sevgisinin) ateşiyle bağrımı kebap ettin; dudağının kadehine hasretle gözyaşımı şaraba çevirdin.
2. Ey güzel, güneş yüzünün üzerine zülfünü saçma; dünyada güneşin yüzünü bulut örtmesin.
3. Kaç yıldır sevgiliye kavuşmayı dilerim; yazık ki talihimde bir gün olsun kapının açılması nasip olmadı.
4. Hizmetinden uzak düşeli benim ağlayan gözüm dünyanın yüzünü baştan başa sele verdi, harap etti.
5. O güzellik ülkesinin şahı, Şâhî, halimi sormaz oldu; o yüce gönüllü, demek ki kulundan utanıyor (ar ediyor).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "kebâb, şarâb, sehâb, bâb, harâb, cenâb" kelimelerindeki "-âb" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel nüshada 3b varağındadır. Neşirde bunu, aynı "-âb" kafiyesini kullanan ve "bağrım kebap" imgesiyle açılan üç gazel daha izler (G.7, G.8, G.9). Bu dört gazelin aynı kafiye kelimeleri etrafında bir dizi oluşturması bizim tespitimizdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Kılıç, Bayezid'in şiirlerinin ana temasını "ayrılık, fürkat, firak, hicran, hasret, hecr, harap, giryan ve ateş" kelimeleriyle ifade eder ve bu gazelin matlaını hasret ile hecrin divandaki sıklığına ilk örnek olarak gösterir. Matla bir meclis tablosu üzerine kurulur: sevgilinin yanağının ateşi âşığın bağrını kebap eder, dudağının kadehine duyulan hasret gözyaşını şaraba çevirir. Kebap ile şarap arasındaki tenasüp, aşk acısını bir işret sofrasının malzemesine dönüştürür. "Mihr" kelimesi hem güneş hem sevgi anlamıyla kullanılmıştır; yanağın güneşi aynı zamanda yanağa duyulan sevgidir.
İkinci beyitte güneş ve bulut imgesi sürer: sevgilinin yüzü güneştir, üzerine dağılan siyah saç ise güneşi örten buluttur. Şair sevgiliden saçını yüzüne dökmemesini, dünyanın güneşten mahrum kalmamasını ister. Üçüncü beyitte "feth-i bâb" (kapının açılması) deyimi kullanılır. Kapı, divan şiirinde sevgilinin eşiğidir; yıllardır kavuşmayı bekleyen âşığa talih bir kez olsun bu kapıyı açmamıştır. Dördüncü beyit mübalağa sanatının tipik bir örneğidir: âşığın gözyaşı dünyanın yüzünü sele vermiş ve harap etmiştir.
Son beyitte sevgili "şâh-ı mülk-i hüsn" (güzellik ülkesinin şahı) ve "'âlî-cenâb" (yüce gönüllü) diye anılır. Şair, sevgilinin halini sormamasını kendinden utanmasına bağlar. Dördüncü beyitteki "hizmet" ile son beyitteki "bende" (kul) kelimeleri, aşkı bir efendi ile kul arasındaki ilişki gibi anlatır. Kılıç'ın girişinde bu gazel babaya yazılan şiirler arasında anılmaz; divan şiirinde sevgiliye padişah diliyle hitap etmek de yaygın olduğundan, gazeli Kanuni'ye bağlamak için bir dayanak yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 50, gazel no. 6 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 3b); ayrıca s. 31 (ana tema, G.6/1 örneği), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






