Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Tolaşup zülfine n’eylerdün dilâ
Yok yire başuna aldun bir belâ
Hâlün üstine hurûc idüp hatun
Cânuma oldı belâ üzre belâ
Ey cefâ-hûdur diyenler dil-beri
İhtiyâr itdüm ben anı hayr ola
Mest yaturken şu hûnî gözlerün
Bûseden çeksün lebün olmaz m’ola
Var yok agzuna düşmez yok denk
Kût-ı cândur leblerün sun dime lâ
Dilde zülfünle mufassal kıssadan
Yazdı yüzüm üzre eşküm mücmelâ
Tâ ezelden hey kıyâmet kaddüne
Mübtelâdur cân-ı Şâhî mübtelâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, zülfüne dolaşıp ne yapacaktın; yok yere başına bir bela aldın.

2. Hattın (yüzündeki ayva tüyleri) beninin üstüne çıkıp isyan edince canıma bela üstüne bela oldu.

3. Ey dilber için cefa huyludur diyenler; ben onu seçtim, hayırlı olsun.

4. Şu kan dökücü gözlerin sarhoş yatarken (gönül) dudağından bir öpücük çekse (içse) olmaz mı?

5. Ağzına "var mı yok mu" denmesi düşmez; dudakların can azığıdır, uzat, "lâ" (hayır) deme.

6. Gönülde zülfünle ilgili uzun uzun anlatılan hikâyeyi gözyaşım yüzümün üstüne kısaca yazdı.

7. Hey boyu kıyamet koparan, Şâhî'nin canı ezelden beri senin boyuna tutkundur, tutkun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi beyitlik bu gazel, remel bahrinin kısa kalıbı olan "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" ile yazılmıştır; Kılıç'a göre divanda bu kalıpla on bir Türkçe gazel vardır. Redif yoktur. Kafiye "dilâ, belâ, ola, m'ola, lâ, mücmelâ, mübtelâ" kelimelerindeki "-lâ / -la" sesine dayanır; "belâ" kelimesi ikinci beyitte bir kez daha kafiye olur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, divan yazmasında 55b varağındadır ve başta yer alan gazellerden uzaktadır; Kılıç'ın belirttiği gibi gazelleri alfabetik sıraya o koymuştur.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, zülfe dolaşan gönlü azarlayan bir sesle açılır. İkinci beyitte yüzdeki ayva tüylerinin (hat) çıkması "hurûc" kelimesiyle anlatılır; bu kelime hem dışarı çıkmak hem de isyan etmek anlamına gelir. Hattın benin "üstüne" çıkması, aynı zamanda bir isyan hareketi gibi tasvir edilmiş olur. "Hâl" kelimesinin hem ben hem durum anlamına gelmesi bu beyitte ikinci bir okumaya da imkân verir; bu iki tevriye bizim tespitimizdir. Üçüncü beyitte şair, sevgilinin cefakârlığını hatırlatanlara karşı onu bile bile seçtiğini söyler ve "hayr ola" diyerek işi hayra yorar.

Dördüncü beyit iki türlü okunabilir. Mısrada "çeksün" fiilinin öznesi açıkça söylenmemiştir; sevgilinin gözleri sarhoş uyurken gönlün dudaktan bir öpücük "çekmesi", şarap çeker gibi içmesi kastedilmiş olabilir. Beşinci beytin ilk mısraı neşirde "Var yok agzuna düşmez yok denk" biçimindedir ve anlamı kapalıdır. Divan şiirinde sevgilinin ağzı, darlığından dolayı "yok" sayılır; şairin, böyle bir ağız için "var mı yok mu" tartışmasının yakışmadığını söylediğini düşünüyoruz, ancak bu okuma kesin değildir ve "denk" kelimesinin buradaki işlevi bizce çözülememiştir. İkinci mısradaki "lâ" (hayır) kelimesi ise ağzın "yok"luğu ile söz oyunu yapar.

Altıncı beyitte "mufassal" (ayrıntılı) ile "mücmel" (özet) arasında bir tezat vardır. Gönülde zülfe dair uzun bir hikâye saklıdır; gözyaşı onu yüze kısaca yazmıştır. Saçın uzunluğu ile hikâyenin uzunluğu arasında da ince bir bağ kurulur. Son beyitte sevgilinin boyu "kıyâmet" sıfatıyla anılır; kıyamet koparan boy, divan şiirinde servi boylu güzelin yürüyüşünün yarattığı karışıklığı anlatır. "Ezel" ile "kıyâmet" kelimelerinin zamanın başı ile sonunu karşı karşıya getirmesi de beyte ayrı bir derinlik katar.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 49, gazel no. 5 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 55b); ayrıca s. 29 (gazellerin yeniden sıralanışı ve vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar