Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Gamze-i hûn-rîz elinden tende cânum hastedür
Zülfün ucından bu dil dâm-ı belâya bestedür
Göreliden gül yüzüni pâdişâhum ben senün
İnlerem bülbül gibi gönlüm yine şikestedür
Âh kim feryâd u zârum irmedi sen meh-veşe
Gerçi kim feryâd u âhum göklere peyvestedür
Bâd-ı âhumdan sakın nâzük-nihâlüm kaddüni
Döymeye şâyed mizâcı kim dahı nâ-restedür
Seglerünle kûyunı geşt eyleyüp tâ subh-dem
Âsitânun bekleyen bu Şâhî-i dil-hastedür
Günümüz Türkçesiyle
1. Kan döken gamzenin elinden bedenimdeki canım hastadır; zülfünün ucundan bu gönül bela tuzağına bağlıdır.
2. Padişahım, senin gül yüzünü göreli bülbül gibi inlerim; gönlüm yine kırıktır.
3. Ah ki feryadım ve ağlayışım sana, o ay yüzlüye erişmedi; oysa feryadım ve ahım göklere ulaşmıştır.
4. Ey nazlı fidanım, boyunu ahımın rüzgârından sakın; belki tabiatı buna dayanamaz, çünkü o henüz yetişmemiş bir fidandır.
5. Senin köpeklerinle sabaha dek sokağını dolaşıp eşiğini bekleyen, gönlü hasta bu Şâhî'dir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dür" ekidir, kafiye "-este" sesidir: haste, beste, şikeste, peyveste, nâ-reste, dil-haste. Aynı zemindeki üç gazelin üçüncüsüdür. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığına dair kesin bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, önceki iki şiirle paylaştığı kafiye kelimelerini yeni bağlamlara yerleştirir. Matlada can, gamzenin elinden hastadır; gönül ise zülfün ucundan bela tuzağına bağlıdır. Gamze bir silah, zülüf bir tuzak gibi düşünülmüştür; ikisi de güzelin âşığı avlayan araçlarıdır. İkinci beyitte bülbül ve gül mazmunu yeniden kurulur: gül yüzü gören âşık bülbül gibi inler. Üçüncü beyitteki "göklere peyvestedür" sözü bir önceki gazelin dördüncü beytinde de aynı biçimde geçer. Burada bu söz bir zıtlığa hizmet eder: âşığın feryadı göklere kadar çıkmıştır, ama yanı başındaki ay yüzlü sevgiliye ulaşamamıştır. Göğe erişen ses ile aya ulaşamayan ses arasındaki karşıtlık ay benzetmesiyle de desteklenir.
Dördüncü beyit âşığın ahını bir rüzgâra, sevgilinin boyunu nazlı bir fidana benzetir. Ah rüzgârı o kadar güçlüdür ki henüz yetişmemiş (nâ-reste) fidanı devirebilir; bu yüzden âşık, sevgiliyi kendi ahından sakınmaya çağırır. Bir önceki gazelin son beytinde sevgili "nev-reste", yani yeni yetişmiş diye anılmıştı; iki gazel arasındaki bu söz yakınlığı aynı zeminde birbirine bakan şiirler yazıldığını gösterir. Son beyitte âşık, sevgilinin sokağındaki köpeklerle birlikte sabaha dek dolaşır ve eşiği bekler. Sevgilinin köpekleriyle yoldaşlık, divan şiirinde âşığın kendini en aşağı mertebede görmesinin bilinen bir ifadesidir.
İkinci beyitteki "pâdişâhum" hitabı divanda sık geçer. Kılıç bu hitabın bulunduğu bazı şiirleri Kanuni'ye yazılmış sayar; bu gazelde ise hitap dışında böyle bir okumayı destekleyen bir işaret yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 66, gazel no. 40 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 32-33 (babaya hitap eden şiirler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






