Özgün Metin

Vezin: Mef’ûlü Fâ’ilâtü Mefâ’îlü Fâ’ilün

Gamzen okıyla sîne vü dil pâre pâredür
Cevr-i rakîb ile cigerüm pâre pâredür
Rahm eylemez figânına ben bî-dilün meded
Benzer ki kalbi ol güzelün seng-i hâredür
Feryâd u nâleme rahim itmedi seng-dil
Hışm u ‘ıtâbı yine hemân ber-karârdur
Bir bûsesi behâsı lebinün çü cân ola
Ölür dirilür aluruz anı ne çâredür
Mihr-i nigârı sanma ki sînende sakladun
Eşkün de Şâhî gün gibi o âşikâredür

Günümüz Türkçesiyle

1. Gamzenin okuyla göğsüm ve gönlüm paramparçadır; rakibin eziyetiyle ciğerim paramparçadır.

2. Ben gönülsüzün feryadına acımıyor, imdat; anlaşılan o güzelin kalbi sert bir taştır.

3. O taş yürekli feryadıma ve inlememe acımadı; öfkesi ve azarı yine eskisi gibi yerinde durur.

4. Dudağının bir öpücüğünün bedeli can olunca ne çare; ölür diriliriz, onu yine alırız.

5. Şâhî, sevgilinin sevgisini (güneşini) göğsünde sakladığını sanma; gözyaşın da onu güneş gibi apaçık ortaya koyar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel muzâri bahrinin "mef'ûlü fâ'ilâtü mefâ'îlü fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır; Kılıç'ın dökümüne göre divanda bu kalıpla yazılmış altı Türkçe gazel vardır. Redif "-dür" ekidir, kafiye "-âre" sesidir: pâre, hâre, çâre, âşikâre. Matlanın iki mısraı da aynı "pâre pâredür" sözüyle biter; kafiye kelimesinin aynı anlamda tekrarı klasik şiirde kusur sayılsa da burada tekrir bir vurgu aracına dönüşür. Üçüncü beyitteki "ber-karârdur" kelimesi "-âre" kafiyesine uymaz; ya nüshada bir bozukluk vardır ya da şair burada kafiyeyi gevşek tutmuştur. Metne dokunulmamıştır, tespit bizimdir. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada "pâre pâre" (parça parça) ikilemesi iki mısraın sonunda tekrarlanır: göğüs ve gönül gamzenin okuyla, ciğer ise rakibin eziyetiyle paramparça olmuştur. Sevgilinin bakışı ile rakibin cefası aynı sonuca götürür. İkinci ve üçüncü beyitte sevgilinin kalbi sert bir taşa (seng-i hâre) benzetilir, ardından sevgili doğrudan "seng-dil", taş yürekli diye anılır; benzetme ikinci adımda bir sıfata dönüşmüştür.

Dördüncü beyit alışveriş dili kullanır. Bir öpücüğün bedeli (behâ) candır; âşık bu pahalı alışverişten kaçmaz, "ölür dirilür" yine alır. Bu deyim, her ne pahasına olursa olsun demeye yakın bir anlam taşır ve beyte konuşma dilinin sıcaklığını katar. Son beyit "mihr" kelimesinin iki anlamıyla oynar: mihr hem sevgi hem güneş demektir. Âşık sevgisini göğsünde sakladığını sanar; ama güneş saklanamaz, gözyaşları onu gün gibi ortaya çıkarır. "Gün gibi âşikâre" sözüyle güneş anlamı ikinci mısrada açıkça tamamlanır; bu tevriye beytin asıl inceliğidir. Gazelin ilk üç beyti sevgilinin sertliği ile âşığın kırılganlığı arasındaki karşıtlığı işler, son iki beyit ise bu acıyı alışveriş ve güneş imgeleriyle yumuşatır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 68, gazel no. 45 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 29 (vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar