Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün

Ey peyk-i sabâ nâmemi dil-dâre irişdür
Ol nâmemi gûş eylemeyen yâre irişdür
Cân viriyorur bülbül-i dil hâr-ı hecirde
Ey çarh-ı felek anı o gülzâre irişdür
Kim didi sana haste dilüm la’lini koyup
Ey baht-ı siyeh turre-i tarrâre irişdür
Yandugumı bolay ki bile sûz-ı sühandân
Ey bâd sözüm yâr-ı cefâkâre irişdür
Kâr eylemeden zehr-i felek cânına cânâ
Bu Şâhî-i dil-hasteye bir çâre irişdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sabah rüzgârının ulağı, mektubumu gönül alan sevgiliye ulaştır; o mektubuma kulak vermeyen yâre ulaştır.

2. Gönül bülbülü ayrılık dikeninde can veriyor; ey dönen gök, onu o gül bahçesine kavuştur.

3. Hasta gönlüme sevgilinin dudağını bırakıp (başka yere git) diye kim söyledi sana? Ey kara talih, (beni) o hileci, insanı yolundan eden saç kâküle ulaştır.

4. Belki sözden anlayan kişi yanışımı bilir diye, ey rüzgâr, sözümü eziyet eden sevgiliye ulaştır.

5. Ey sevgili, feleğin zehri canına işlemeden önce, gönlü hasta bu Şâhî'ye bir çare ulaştır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazelin redifi "irişdür" (ulaştır), kafiyesi "dil-dâre, yâre, gülzâre, tarrâre, cefâkâre, çâre" kelimelerindeki "-âre" sesidir. Kılıç bu redifi divandaki redifler listesinde ayrıca anar. Neşirde vezin "Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün" diye verilmiştir; ancak mısraların çoğu, özellikle matla ile son beytin ilk mısraı, "Mef'ûlü Mefâ'îlü Mefâ'îlü Fe'ûlün" kalıbına uyar. Kılıç'ın girişte verdiği on iki vezinlik dökümde de "Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün" diye bir kalıp yer almaz, "Mef'ûlü Mefâ'îlü Mefâ'îlü Fe'ûlün" ise on üç Türkçe gazelin kalıbı olarak sayılır. Bu tespit bizimdir ve metne dokunulmamıştır. Gazel neşirde 19a varakına düşer; ikinci beyitteki "viriyorur" biçimi alışılmış "viriyor" ya da "virür" biçimlerinden ayrılır ve dizgi ya da nüsha özelliği olabilir.

Anlam ve Söz Sanatları

Her beyit bir aracıya seslenir: sabah rüzgârının ulağı, dönen gök, kara talih, rüzgâr ve sonunda sevgilinin kendisi. Divan şiirinde saba rüzgârı âşıkla sevgili arasında haber taşıyan elçidir; burada ona verilen iş açıkça bir mektuptur. İkinci beyitte gönül bülbül, ayrılık diken, sevgilinin yanı gül bahçesidir; gül ile bülbül arasındaki bu bilinen ilişki, ayrılığın da gülün dikeni olduğu fikrine bağlanır. Üçüncü beyitte "baht-ı siyeh" (kara talih) ile "turre-i tarrâre" (yol kesen, hileci kâkül) arasında renk bakımından bir uyum vardır: kara talihten istenen, âşığı kara saçlara ulaştırmasıdır. "Turre" ile "tarrâre" arasındaki ses yakınlığı da beyte bir cinas havası verir. Dördüncü beyitteki "sûz-ı sühandân" tamlaması iki türlü okunabilir: söz bilen kişinin anladığı yanış ya da söz ustasının yanışı. Biz ilkini esas aldık.

Tarihî Bağlam

Kılıç, babasına hitap eden şiirleri sıralarken bu gazelin matlaını, divanda "babasından mektup bekleyen bir oğul" sesinin örnekleri arasında aktarır. Girişte gazel "G49/1" künyesiyle anılır; metindeki numarası 48'dir, bu kayma girişin başka atıflarında da görülür. Kılıç'a göre Bayezid, Kütahya'dan Amasya'ya gitmemek için ve İran'da şahın yanındayken babasına istek, rica ve af dileklerini ileten pek çok mektup yazmış, bunların çoğuna karşılık alamamıştır. Matladaki "nâmemi gûş eylemeyen yâr" (mektubuma kulak vermeyen sevgili) sözü bu durumla örtüşür. Gazelin hangi mektuptan sonra ya da hangi yıl yazıldığı bilinmez; şiir bir sevgiliye yazılmış gibi okunabileceği gibi Kılıç'ın yorumuyla Kanuni'ye yönelmiş de sayılabilir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 69-70, gazel no. 48 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 19a); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 32 (matlaın girişte "G49/1" künyesiyle babaya hitap eden şiirler arasında aktarımı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar