Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Hasret-i zülfün nigârâ eşkümi bârân kılur
Bu dil-i pür-gam anunçün dâ’imâ efgân kılur
Gül yüzün ayrulıgı ey lâle-had dâ’im beni
Giceler tâ subha dek bülbül gibi nâlân kılur
Devletünde pâdişâhum bu revâ mı gözlerün
Leşker-i gam gönderüp dil mülkini vîrân kılur
El uzatmış yine reh-zen kâkülün ruhsâruna
Kâfir-i bed-fikr gör kim gâret-i îmân kılur
Ey şeh-i mülk-i melâhat dest-gîr olmaz isen
Ceyş-i gam dil mülkini pâ-mâl idüp tâlân kılur
Gözlerüm yaşını ger kurtarmaya hecrün odı
Seyl-i eşküm bu cihânı ‘âkıbet ‘ummân kılur
Hacc-ı ekberdür cemâlün ey Halîlüm ‘ışkuna
Ka’be-i kûyunda Şâhî cânını kurbân kılur

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey güzel, zülfünün hasreti gözyaşımı yağmura çevirir; bu gamlı gönül de bu yüzden her zaman inler.

2. Ey lâle yanaklı, gül yüzünden ayrılık beni her gece sabaha dek bülbül gibi inletir.

3. Padişahım, senin devletinde (saltanatında) bu reva mıdır; gözlerin gam ordusunu gönderip gönül ülkesini viran eder.

4. Yol kesici kâkülün yine yanağına el uzatmış; şu kötü düşünceli kâfire bak ki imanı yağmalar.

5. Ey güzellik ülkesinin şahı, elimden tutmazsan gam ordusu gönül ülkesini ayaklar altına alıp yağmalar.

6. Ayrılığının ateşi gözlerimin yaşını kurutmasa, gözyaşı selim sonunda bu dünyayı bir okyanusa çevirir.

7. Ey Halîl'im (İbrahim'im), cemalin aşkın için büyük bir hacdır; Şâhî senin sokağının Kâbe'sinde canını kurban eder.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 18a varağındadır. Redif "kılur", kafiye "-ân" sesidir: bârân, efgân, nâlân, vîrân, îmân, tâlân, 'ummân, kurbân. Kılıç'ın redif listesinde "kılur" da vardır. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk iki beyit gözyaşını yağmura, âşığı geceler boyu inleyen bülbüle benzeterek bahar imgeleriyle açılır; bu imgeler ardından savaş diline bırakılır. Gazelin orta kısmı bir savaş ve saltanat sahnesi gibi kurulmuştur. Üçüncü beyitte sevgiliye "pâdişâhum" diye seslenilir ve onun "devlet"inde, saltanatında, gözlerinin gam ordusu gönderip gönül ülkesini yıkmasının reva olup olmadığı sorulur. Beşinci beyit aynı sahneyi tamamlar: güzellik ülkesinin şahı âşığın elinden tutmazsa gam ordusu gönül ülkesini çiğneyip yağmalayacaktır. Devlet, leşker, mülk, vîrân, şeh, ceyş, pâ-mâl ve tâlân kelimeleri arasında açık bir tenasüp vardır. Bir hükümdara adaletsizliğini hatırlatan bu sitem dili, şikâyetini padişaha arz eden bir tebaanın ağzından çıkmış gibidir.

Dördüncü beyitte kâkül bir yol kesiciye (reh-zen) benzetilir. Kâkülün karalığı küfrü, yanağın aydınlığı imanı çağrıştırır; kâkül yanağın üstüne düşünce kâfir imanı yağmalamış olur. Küfür ile iman arasındaki bu tezat, kara saç ile parlak yüz zıtlığının divan şiirindeki bilinen bir kullanımıdır. Altıncı beyit su ile ateşin karşıtlığına dayanan bir mübalağadır: ayrılık ateşi gözyaşlarını kurutmasa, gözyaşı seli dünyayı okyanusa çevirecektir.

Makta beytinde hac imgeleri bir araya gelir. Sevgiliye "Halîlüm" diye, yani Kâbe'yi inşa eden ve oğlunu kurban etmeye hazırlanan İbrahim peygamberin lakabıyla seslenilir. Sevgilinin cemali aşk için büyük bir hacdır (hacc-ı ekber); onun sokağı Kâbe'dir ve Şâhî orada canını kurban eder. Hac, Kâbe ve kurban kelimeleri bir tenasüp kurar. Halîl ve Kâbe telmihi divanın otuz altıncı gazelinin üçüncü beytinde de görülür.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 68, gazel no. 44 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 18a); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar