Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Dil-i ‘uşşâkla zülfün koma gavgâ ideyor
El urup gamzene bir hâdise peydâ ideyor
Tûtî-i dil kafes-i tenden eyâ rûh-ı revân
Bâl açup kûyuna düşmege tekâzâ ideyor
Beni Ferhâd-sıfat lutf ile şîrîn sühanun
Düşürüp vâdî-i ‘ışka yine şeydâ ideyor
Dil-i tûtî n’ola güftâra gelürse şâhum
Ruhun âyînesini seyr ü temâşâ ideyor
Bûse-i la’lüne Şâhî n’ola cân virür ise
Hastedür derdine dermân temennâ ideyor
Günümüz Türkçesiyle
1. Zülfün âşıkların gönlüyle kavga ediyor, buna izin verme; gamzene de el uzatıp yeni bir olay çıkarıyor.
2. Ey yürüyen can, gönül papağanı beden kafesinden kanat açıp senin sokağına düşmek için ısrar ediyor.
3. Tatlı sözün lütfuyla beni Ferhad gibi yine aşk vadisine düşürüp çılgına çeviriyor.
4. Şahım, gönül papağanı söze gelirse ne olur; o senin yanağının aynasını seyredip temaşa ediyor.
5. Şâhî dudağının öpücüğüne can verirse ne olur; o bir hastadır, derdine derman diliyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel remel bahrinin "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve nüshada 18b varağındadır. Redif "ideyor", kafiye "-â" sesidir: gavgâ, peydâ, tekâzâ, şeydâ, temâşâ, temennâ. "İdeyor", bugünkü "ediyor"un on altıncı yüzyıldaki biçimidir; Kılıç rediflerin çoğunun Türkçe fiillerden oluşmasını bu yüzyıl şiirinin bir özelliği sayar ve "ideyor"u da listesine alır. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada zülüf ile gamze birer kişi gibi davranır: zülüf âşıkların gönlüyle kavgaya tutuşmuş, gamzeye de el uzatıp ortalığı karıştırmıştır. Şair sevgiliden bu kargaşaya izin vermemesini ister. Kavga etmek, el uzatmak ve olay çıkarmak sözleri konuşma diline yakın, canlı bir sahne kurar. İkinci beyitte gönül bir papağana (tûtî), beden bir kafese benzetilir; can kuşu kafesten kanat açıp sevgilinin sokağına düşmek ister. Can ile kafes, kuş ile kanat arasında bir tenasüp vardır.
Üçüncü beyit bir tevriye üzerine kuruludur. "Şîrîn sühan" tatlı söz demektir; aynı kelime Ferhad'ın sevgilisi Şirin'in adını da hatırlatır. Sevgilinin tatlı sözü âşığı tıpkı Şirin'in Ferhad'ı yaptığı gibi aşk vadisine düşürmüş ve çılgına çevirmiştir. Dördüncü beyit papağan imgesine geri döner. Divan şiirinde papağanın ayna karşısında, kendi görüntüsünü başka bir kuş sanarak konuşmayı öğrendiği düşünülür; bu inanç papağan ve ayna mazmununun temelidir. Gönül papağanı sevgilinin ayna gibi parlak yanağını seyretmektedir; söze gelmesi, yani şiir söylemesi bu yüzden şaşılacak bir şey sayılmaz. Böylece beyit şairin kendi şiirine de sevgilinin güzelliğinden doğmuş bir söz olarak işaret eder; bu yorum bizimdir.
Son beyitte âşık bir öpücüğe can vermeye hazırdır ve bunu bir hastanın derman arayışına benzetir. "N'ola" (ne olur) sözü dördüncü ve beşinci beyitte tekrarlanarak âşığın davranışlarını hoş görülecek şeyler olarak sunar.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 68-69, gazel no. 46 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 18b); ayrıca s. 29 (redifler ve vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






