Özgün Metin
Vezin: Mef’ûlü Fâ’ilâtü Mefâ’îlü Fâ’ilün
Kıldum diyâr-ı gurbete ben mübtelâ sefer
Müşkil imiş gedâlara itmek şehâ sefer
Ben dir idüm kapunda ölem gitmeyem ebed
Bilmez idüm bu vech ile nâ-geh ola sefer
‘Âşık olana sabr u sefer çün olur devâ
Olmaz benüm firâkuma hergiz devâ sefer
Derdünle ölmek isterin olsun bana nasîb
Kim yâr-ı sâdık ile hoş itmek gedâ sefer
Düşse diyâr-ı gurbete Şâhî kulun ne gam
İtmek gerek çü ‘âşıka yâ sabr yâ sefer
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben, (aşka) tutulmuş biri olarak gurbet diyarına yolculuk ettim; ey şah, yoksullar için yolculuk etmek zormuş.
2. Ben "kapında öleyim, asla gitmeyeyim" derdim; yolculuğun bu biçimde ansızın geleceğini bilmezdim.
3. Âşık olan kişiye sabır ve yolculuk deva olduğu halde, benim ayrılığıma yolculuk asla deva olmaz.
4. Senin derdinle ölmek istiyorum, bu bana nasip olsun; çünkü yoksul kişi için yolculuğu sadık bir dostla yapmak hoştur.
5. Kulun Şâhî gurbet diyarına düşse ne gam; çünkü âşığın ya sabretmesi ya da yola çıkması gerekir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve "mef'ûlü fâ'ilâtü mefâ'îlü fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "sefer", kafiye "mübtelâ, şehâ, nâ-geh ola, devâ, gedâ, yâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. İkinci beyitteki "nâ-geh ola" kafiyede zayıf bir halkadır, "devâ" ise üçüncü beyitte hem birinci hem ikinci mısrada geçer. Neşirde 20b varak imi ikinci beytin sonundadır.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin bütünü "sefer" kelimesinin iki yüzü üzerine kuruludur: bir yanda istemeden çıkılan zorunlu yolculuk, öte yanda divan şiirinde aşk derdine karşı önerilen çare olarak yer değiştirme. Üçüncü beyit bu ikinci anlamı açıkça söyler: âşığa sabır da yolculuk da devadır, ama şairin ayrılığına yolculuk deva olmaz. Son beyitte aynı çift bir seçenek olarak yeniden kurulur: âşık ya sabredecek ya yola düşecektir. "Sabr" ile "sefer" arasındaki ses yakınlığı bu ikiliyi kulakta da birleştirir.
Matlada "şehâ" (ey şah) hitabı ve "gedâ" (dilenci, yoksul) kelimesi, beyitler boyunca şah ile kul arasındaki mesafeyi hatırlatır. İkinci beyit kapıda ölmeyi göze alan sadık kulun dilidir; "kapunda ölem" sözü divan şiirinde sevgilinin eşiğinden ayrılmamayı anlatan bilinen bir söyleyiştir. Dördüncü beyitte "yâr-ı sâdık ile" yolculuk etmenin hoşluğu, beytin başındaki "derdünle ölmek" isteğiyle birleşince, âşığın yanında götürdüğü tek yol arkadaşının sevgilinin derdi olduğu anlaşılır. Bu okuma bizimdir.
Tarihî Bağlam
Kılıç, Şâhî'nin gittiği yerleri gurbet olarak gördüğünü ve hiç istemediğini söyledikten sonra bu gazeli tam olarak aktarır ve "sefer" redifli gazelde şairin İstanbul'dan uzak oluşunu ya da İran'a gitmek zorunda kalışını dile getirmiş olabileceğini belirtir. Girişte gazel "G52" künyesiyle anılır; metindeki numarası 51'dir. "Ben dir idüm kapunda ölem gitmeyem ebed" mısraı, şahın kapısından ayrılmaya zorlanan bir kulu anlatır ve Kılıç'ın yorumuna uygun düşer. Ancak şiirde bir yer adı yoktur ve hangi ayrılığın kastedildiği belirsiz kalır; Kılıç da iki ihtimali birlikte verir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 71, gazel no. 51 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 20b); ayrıca s. 41-42 (gazelin girişte "G52" künyesiyle tam aktarımı ve gurbet yorumu), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






