Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Yine gönlüm bir güzel cânân sever
Şâh-ı devrân hüsrev-i hûbân sever
Sîne tutdum hançer-i müjgânına
Gördüm ol mestâne gözlüm kan sever
Agla bülbül gibi bî-dil nâle kıl
Çünki ol gonce-dehen bârân sever
Cân atarsam vechi yok mı la’lüne
Hasteler meşhûrdur dermân sever
Yiryüzünde nice meh-rûyı koyup
Gökde gönlüm bir meh-i tâbân sever
‘Işk fark itmez garîbi baydan
Gâh olur kim bir gedâ bir hân sever
Yüzine taparsa hükm ider gönül
Dostum mü’min olan îmân sever
Dünyede maksûd vaslundur hemân
Şâhî ne hûrî vü ne gılmân sever

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlüm yine güzel bir sevgili seviyor; zamanın şahı (olan gönlüm) güzellerin hükümdarını seviyor.

2. Kirpiklerinin hançerine göğsümü siper ettim; o baygın, sarhoş bakışlı sevgilinin kan sevdiğini gördüm.

3. Ey gönülsüz kalmış âşık, bülbül gibi ağla, inle; çünkü o gonca ağızlı sevgili yağmuru sever.

4. Dudağına can atarsam bunun bir sebebi yok mu? Hastaların dermanı sevdiği meşhurdur.

5. Gönlüm yeryüzündeki nice ay yüzlüyü bırakıp gökteki parlak bir ayı seviyor.

6. Aşk garibi zenginden ayırt etmez; olur ki bir dilenci bir hanı sever.

7. Gönül onun yüzüne taparsa bunu hak sayar; dostum, mümin olan imanı sever.

8. Dünyada amaç yalnız sana kavuşmaktır; Şâhî ne huriyi ne de cennet gılmanını sever.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Sekiz beyitlik gazel, remel bahrinin kısa kalıbı olan "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" ile yazılmıştır; divandaki gazellerin çoğu bu kalıbın dört tef'ileli biçimini kullandığı için mısralar burada kısa ve hızlıdır. Redif "sever", kafiye "cânân, hûbân, kan, bârân, dermân, tâbân, hân, îmân, gılmân" kelimelerindeki "-ân" sesidir; ikinci beyitteki "kan" kısa ünlüsüyle bu düzenin gevşek halkasıdır. Kılıç "sever" kelimesini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde 20a varak imi ikinci beytin sonundadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlaın ikinci mısraı iki türlü okunabilir: "Şâh-ı devrân" ya gönlü niteler (zamanın şahı olan gönlüm, güzellerin hükümdarını sever) ya da genel bir hüküm bildirir (zamanın şahı güzellerin şahını sever). Biz aktarımda ilk okumayı esas aldık. Şiir baştan sona "sever" fiilinin çevresinde kurulmuş küçük hükümler dizisidir: sevgilinin gözü kan sever, gonca yağmur sever, hasta derman sever, mümin iman sever. Her beyitte ikinci mısra, birinci mısradaki âşıkça durumu bir genel doğruya bağlar; bu, divan şiirinde irsal-i mesel (atasözü gibi bir hüküm getirme) diye bilinen yoldur.

Üçüncü beyitte gonca ile yağmur arasındaki ilişki, âşığın gözyaşını haklı çıkarır: gonca yağmurla açılır, sevgili de âşığın ağlayışıyla güler. Beşinci beyitte yeryüzündeki ay yüzlüler ile gökteki parlak ay arasında bir karşıtlık kurulur; sevgili ulaşılmaz yüksekliktedir. Altıncı beyitteki "garîb" ile "bay" (yoksul gurbetzede ile zengin), "gedâ" ile "hân" (dilenci ile hükümdar) çiftleri tezatla birbirini tamamlar. Yedinci beyit kapalıdır: "hükm ider" gönlün bu tapınmayı haklı gördüğü anlamında okunabilir; yüze tapmak ile iman arasındaki bağ ise sevgilinin yüzünün âşık için bir iman konusu olduğunu söyler. Son beyitte cennetin huri ve gılmanı bile sevgiliye kavuşmanın yerini tutmaz; bu, divan şiirinde vuslatın cennetten üstün tutulmasının bilinen bir örneğidir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 70-71, gazel no. 50 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 20a); ayrıca s. 29 (redifler ve vezinler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar