Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Sanmanuz vasl-ı nigâr u sohbet-i câm isterüz
Biz Sikender-himmetüz ‘âlemde bir nâm isterüz
Yalınuz hazz-ı havâsı ile kanâ’at itmezüz
Lutfumuz halk-ı cihâna cümleten ‘âmm isterüz
Bârgâh-ı kibriyâdan lutf u ‘avn-ı ‘âmm umup
Çâr-yâr-ı Mustafâdan himmet-i tâm isterüz
İns ü cinn-i ‘âlemi mühr-i nigîn-i adl ile
Biz Süleymân-kevkebüz fermân-ber ü râm isterüz
Dehr-i dûnun şimdi Şâhî cevrine ne i’tibâr
Merd-i ‘âlî-himmetüz biz nîk-fercâm isterüz
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgiliye kavuşmak ve kadeh sohbeti istediğimizi sanmayın; biz İskender himmetliyiz, dünyada bir ad (şöhret) isteriz.
2. Yalnızca seçkinlerin hazzıyla yetinmeyiz; lütfumuzun dünyanın bütün halkına yaygın olmasını isteriz.
3. Allah'ın yüce katından genel bir lütuf ve yardım umarak Mustafa'nın dört dostundan tam bir himmet (manevi destek) isteriz.
4. Biz Süleyman yıldızlıyız; dünyanın insanlarını ve cinlerini adalet yüzüğünün mührüyle buyruğa uyan ve boyun eğen (kişiler) olarak isteriz.
5. Şâhî, alçak dünyanın şimdiki eziyetine ne itibar edilir? Biz himmeti yüce bir yiğidiz, sonumuzun hayırlı olmasını isteriz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "isterüz", kafiye "câm, nâm, 'âmm, tâm, râm, nîk-fercâm" kelimelerindeki "-âm" sesidir. Kılıç "isterüz" redifini divandaki redifler arasında sayar. Neşirde 22a varak imi gazelin başında yer alır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu aşk değildir. Matla, okurun bekleyebileceği şeyi, yani sevgiliye kavuşmayı ve içki meclisini, açıkça bir kenara iter ve yerine bir ad, bir şöhret isteğini koyar. Şiir baştan sona birinci çoğul şahısla, "biz" diliyle konuşur. Bu dil, hükümdarların kendilerinden söz ederken kullandığı söyleyişe yakındır ve şiirin konusuyla uyuşur. Beyitler bir hükümdarın erdemlerini sıralar: geniş himmet, halkın bütününe yayılan lütuf, Allah'ın yardımı ve Hz. Peygamber'in dört halifesinin manevi desteği, adalet ve buyruk.
Telmihler bu çerçeveye göre seçilmiştir. "Sikender-himmet" sözü, dünyayı fethe çıkan İskender'in yüksek gayretine işaret eder. Dördüncü beyitteki "Süleymân-kevkeb" (Süleyman yıldızlı, Süleyman talihli) ve "mühr-i nigîn" (yüzük mührü), insana ve cinlere mühürlü yüzüğüyle hükmeden Hz. Süleyman'a gönderme yapar; şair bu mührü "adalet mührü" olarak niteler. Üçüncü beyitteki "Çâr-yâr-ı Mustafâ" ifadesi, Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali'yi birlikte anan geleneksel bir tabirdir. Son beyitte "dehr-i dûn" (alçak dünya) ile "merd-i 'âlî-himmet" (himmeti yüce yiğit) karşı karşıya getirilir; dünyanın bugünkü cefası önemsizdir, asıl istenen sonun hayırlı olmasıdır.
Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlunun kaleminde "Süleymân-kevkeb" sıfatı, babanın adını da hatırlatır. Gazelin bir şehzadenin tahta ve hükümdarlığa dair beklentisini dile getirdiği düşünülebilir; ancak neşirde bu gazel hakkında bir değerlendirme yoktur ve bu okuma bizimdir. Kısa bir aralıkla gelen 58. gazelde saltanatı "başa kuru kavga" sayan bir beytin bulunması, divanda bu konuda tek bir tavrın olmadığını da gösterir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 75, gazel no. 56 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 22a); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






