Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Merve hakkı kapunı Ka’be-i ulyâ bilürüz
Nûr-ı Mevlâyı cemâlünde hüveydâ bilürüz
‘İlm-i ‘ışkı bize öğretme gel ey şeyh-i şehr
Biz o fenni okıyup yazmışuz a’lâ bilürüz
Meges ü mûra ticâretle nazar eylemezüz
Her birin başına bir şâh-ı tüvânâ bilürüz
Sen saçı leylîye âşüfte vü Mecnûn olanı
‘Işk fenninde katı ‘âkıl u dânâ bilürüz
Şâhiyâ saltanat u tâc-ı şehenşâhîyi biz
Câna endîşe vü başa kurı gavgâ bilürüz
Günümüz Türkçesiyle
1. Merve hakkı için, senin kapını en yüce Kâbe biliriz; Mevla'nın nurunu yüzünde apaçık görünür biliriz.
2. Ey şehrin şeyhi, gel, bize aşk ilmini öğretmeye kalkma; biz o fenni okuyup yazmışız, çok iyi biliriz.
3. Sineğe ve karıncaya küçümseyerek bakmayız; her birinin başında güçlü bir şah olduğunu biliriz.
4. (Sevgilinin) gece gibi kara saçına tutulup Mecnun olan seni, aşk ilminde pek akıllı ve bilgili biliriz.
5. Ey Şâhî, biz saltanatı ve şahlar şahının tacını cana bir kaygı, başa da boş bir kavga biliriz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "bilürüz", kafiye "ulyâ, hüveydâ, a'lâ, tüvânâ, dânâ, gavgâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Kılıç "bilürüz" redifini divandaki redifler arasında sayar. Gazel neşirde 22b varakına düşer.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir önceki şiir gibi "biz" diliyle konuşur, ama bu kez söyleyen aşk yolunun ehlidir. Matla, hac ibadetinin terimleriyle kurulmuştur: Safa ile Merve arasındaki sa'y'ın yapıldığı Merve tepesi adına yemin edilir ve sevgilinin kapısı Kâbe sayılır; yüzünde ise Allah'ın nuru görünür. Divan şiirinde sevgilinin kapısının kıble ya da Kâbe olarak anılması bilinen bir mazmundur. İkinci beyitte "şeyh-i şehr" (şehrin şeyhi) aşk ilmini öğretmeye kalkan zahit tipidir; âşık bu ilmi okuyup yazmış, ondan iyi bilmektedir.
Üçüncü beyitteki sinek ve karınca, Kur'an'daki Neml (Karınca) suresinde anlatılan ve Hz. Süleyman'ın karıncanın sözünü işittiği kıssayı çağrıştırır; her küçük canlının da başında bir şahı olduğu söylenir. Neşirde mısra "ticâretle nazar eylemezüz" biçimindedir; anlam bakımından "hakâretle" (küçümseyerek) okuması daha uygundur ve vezni değiştirmez. Bu okuma önerisi bizimdir, metne dokunulmamıştır. Dördüncü beyitteki "leylî" kelimesi hem "gece gibi" hem Leylâ adını çağrıştırır; böylece Leylâ ile Mecnun telmihi beyte kendiliğinden girer. Mecnun, aşk ilminde en akıllı kişi sayılarak tersine çevrilir.
Son beyit gazelin en dikkat çeken beytidir: saltanat ve şahlar şahının tacı, cana kaygı, başa boş bir kavgadır. Tacın başa giyilmesiyle kavganın "başa" gelmesi arasındaki bağ, beyitte ince bir ilgi kurar. Kılıç'ın divanda dünyanın faniliği ve taç, taht ve saltanata güvenilmemesi konusunda öğüt veren beyitler bulunduğunu söylemesi, bu beyitle de örtüşür. Bir önceki gazelde İskender ve Süleyman himmetinden söz eden şairin burada saltanatı boş bir kavga sayması, divanın aynı konuda farklı sesler taşıdığını gösterir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 76, gazel no. 58 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 22b); ayrıca s. 29 (redifler) ve s. 41 (dünyanın faniliği ve saltanat üzerine öğüt veren beyitler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






