Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Yaşum gibi dem olmaz kim dil ol suya revân olmaz
Yemîn itsem yolında öldügüm bi’llâh yalan olmaz
Gönül hod bile gitmişdür salardum tuhfe cânumda
Dirîgâ degme nesne ol cenâba armagan olmaz
Kadüm ok gibi togrıyken iki büküp kemân itdi
Cefâ yâyı gibi hergiz cihânda yig kemân olmaz
Firâkun irdi pâyâna dem-i vuslat mukarrerdür
Ki zîrâ bunlarun her biri dâ’im her zemân olmaz
Gam-ı hecrünle Şâhî derdmendün çekdügi derde
Nice tahrîr idem hâmeyle dillerle beyân olmaz
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözyaşım gibi, gönlümün de o suya (o yöne) akmadığı bir an olmaz; onun yolunda öldüğüme yemin etsem, vallahi yalan olmaz.
2. Gönül zaten (benimle) birlikte gitmiştir; canımı armağan olarak sunardım, ama ne yazık ki herhangi bir şey o yüce kişiye armağan olmaz.
3. Boyum ok gibi dosdoğruyken (sevgili onu) iki büküm yapıp yay etti; dünyada cefa yayı gibi daha iyi bir yay asla olmaz.
4. Ayrılığın sona erdi, kavuşma vakti kesindir; çünkü bunların hiçbiri her zaman sürüp gitmez.
5. Dertli Şâhî'nin ayrılık gamıyla çektiği derdi kalemle nasıl yazayım? (O dert) dillerle anlatılamaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, hezec bahrinin "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olmaz", kafiye "revân, yalan, armagan, kemân, zemân, beyân" kelimelerindeki "-an" sesidir. Matlaın iki mısraı da kafiyelidir; "yalan" ve "armagan" gibi Türkçe kelimeler, Farsça "revân" ve "kemân" ile aynı kafiyede buluşur. Kılıç "olmaz" redifini divandaki redifler arasında sayar. Kılıç'ın girişteki vezin dökümüne göre bu kalıp divanda on dokuz Türkçe gazelde ve iki murabbada kullanılmıştır. Neşirde 22b varak imi ikinci beytin sonundadır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlaın ilk mısraında "su" kelimesi iki anlama açıktır: gözyaşının aktığı su ve Farsça "sû", yani yön. Gönül, gözyaşı gibi her an o suya, yani sevgilinin bulunduğu yöne akar. Bu tevriye okuması bizimdir; neşir kelimeyi "suya" diye yazar. İkinci beyitte âşık sevgiliye armağan arar: gönül zaten gitmiştir, geriye can kalmıştır, ama "o cenâb" (o yüce kişi) için hiçbir şey layık bir armağan değildir. "Cenâb" kelimesi saygı bildiren bir hitaptır ve sevgiliyi yüksek bir makama yerleştirir.
Üçüncü beyit ok ve yay benzetmesi üzerine kurulur. Divan şiirinde gencin boyu ok gibi dik, âşığın gamla bükülmüş boyu ise yay gibidir. Şair burada sevgilinin "cefâ yâyı"nın boyunu iki büklüm ettiğini söyler ve bunu bir övgüye çevirir: dünyada bundan iyi yay olmaz. "Yâ" (yay) ile "kemân" (yay) kelimelerinin aynı beyitte birlikte kullanılması, tenasübü kuvvetlendirir. Dördüncü beyit felsefi bir tesellidir: ayrılık da kavuşma da kalıcı değildir; ayrılık bittiyse kavuşma kesindir. Bu düşüncenin ikinci mısradaki genel hükümle desteklenmesi yine bir irsal-i mesel örneğidir. Son beyitte derdin kalemle yazılamayacağı ve dille anlatılamayacağı söylenir; "hâme" (kalem) ile "dil" arasındaki uyum, yazı ile sözün ikisinin de yetersiz kaldığını gösterir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 75-76, gazel no. 57 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 22b); ayrıca s. 29 (redifler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






