Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Gönül ‘izz-i huzûrundan cüdâ cânâ karâr itmez
Cihânun mâl ü mülkini tapunsuz ihtiyâr itmez
Başında gussadur üsküf ayagı hecr ile beste
Anunçün şâh-bâz-ı dil gezüp sayd u şikâr itmez
Siper çekdüm şekîb ü sabr gerçi tîg-i hicrâna
Dem olmaz kim yine zahmı geçüp çak câna kâr itmez
Dem olmaz hasret-i serv-i kadünle sahn-ı gülşende
Düşüp serv ayagına ben kulun bûs u kenâr itmez
Gam-ı devrân-ı hecr-i yârla bu Şâhî-i nâ-kâmun
Mükedderdür katı hâli nihâyet âşikâr itmez
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilim, gönül senin yüce huzurundan ayrı kalınca rahat edemez; sensiz dünyanın malını mülkünü seçmez, istemez.
2. Başında gamdan bir başlık, ayağında ayrılık bağı vardır; bu yüzden gönül şahini gezip av avlamaz.
3. Ayrılık kılıcına karşı sabır ve dayanma kalkanını çektim; yine de onun yarasının kalkanı geçip yarık açarak cana işlemediği bir an yoktur.
4. Gül bahçesinin avlusunda servi boyunun hasretiyle, ben kulunun servinin ayağına düşüp onu öpmediği, kucaklamadığı bir an olmaz.
5. Sevgiliden ayrılığın ve zamanın gamıyla bu muradına erememiş Şâhî'nin hâli çok bulanıktır, ama o bunu sonunda da açığa vurmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır; neşirde metnin sonunda 24a varak imi bulunur. Redif "itmez", kafiye "karâr, ihtiyâr, şikâr, kâr, kenâr, âşikâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Kılıç'ın divandaki rediflerden verdiği listede "itmez" de yer alır. Mahlas son beyitte "Şâhî-i nâ-kâm" (muradına erememiş Şâhî) biçiminde geçer. Kime yazıldığına dair neşirde bir kayıt yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en işlenmiş tablosu ikinci beyittedir. Şahin, avlanmadığı zamanlarda başı örtülerek ve ayağı bağlanarak tutulur; şair gönlünü bu şahine benzetir. Başındaki örtü gam, ayağındaki bağ ayrılıktır ve bu yüzden gönül şahini ava çıkamaz. "Üsküf", "ayak", "beste" (bağlı), "şâh-bâz", "sayd u şikâr" kelimeleri arasında avcılık çevresinden alınmış bir tenasüp vardır; başlığın doğancılıkta kullanılan başlığa denk düşürülmesi bizim okumamızdır.
Üçüncü beyit savaş dilinden yararlanır: ayrılık bir kılıç, sabır ise ona karşı tutulan bir kalkandır, ama kılıç kalkanı aşıp her an cana ulaşır. İkinci mısradaki "çak" kelimesi neşirde uzatma işareti olmadan dizilmiştir; "çâk" (yarık) okunursa anlam açılır. Dördüncü beyit sevgilinin boyunu bahçedeki serviyle bir tutar; âşık servinin dibine kapanarak sevgiliye duyduğu özlemi ona gösterir. Son beyitte şair hâlinin bulanıklığını gizlediğini söyler; içi kederle dolu olduğu hâlde bunu dışarıya vurmaması, gazelin ağırbaşlı tonunu tamamlar.
Matladaki "'izz-i huzûr" (yüce huzur) ve "tapunsuz" (sensiz) sözleri, Kılıç'ın babaya hitap ettiğini belirttiği üçüncü murabbada da geçer: orada "Varup 'izz-i huzûrunda" ve "Tapunsuz gözüme zindân görinür mülk-i Yunanî" mısraları vardır. Sensiz dünyanın mal ve mülkünü istememek ile sensiz Rum ülkesini zindan görmek aynı söyleyişin iki ayrı biçimidir. Bu benzerlikten hareketle gazelin de padişaha yönelik okunabileceği bizim çıkarımımızdır. Şiirin içinde yer, tarih ya da kişi adı yoktur; bu yüzden yazılış zamanı belirlenemez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 77, gazel no. 61 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 24a); ayrıca s. 29 (redif listesi) ve s. 34 (Mu.3, "'izz-i huzûr" ve "tapunsuz" mısraları), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






