Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Tâlib-i kûy-ı ferâgat kâh-ı eyvân istemez
Tumturak-ı râyet ü dergâh u dîvân istemez
Gün gibi bir kurs ile kâni’ olan sultân-ı vakt
Hân-ı elvân u simât-ı çarh-ı gerdân istemez
Şu’le-i âhından anun düni rûşen gün gibi
Meş’al-i mühr-i münîr ü mâh-ı tâbân istemez
Nûş idüp gam câmını her lahza câm-ı Cem gibi
Hızr ile zulmata varup âb-ı hayvân istemez
Hırka-i fakr u fenâdan hil’at-i Şâhî ana
Zinde-pûş-ı dehr olup teşrîf-i sultân istemez

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül rahatlığı ve dünyadan el çekme sokağını arayan kişi eyvanlı köşk istemez; sancak gösterişini, saray kapısını ve divanı istemez.

2. Güneş gibi bir yuvarlak ekmekle yetinen zamanın sultanı, renk renk yemeklerle dolu sofrayı ve dönen göğün sofrasını istemez.

3. Onun âhının alevinden gecesi gündüz gibi aydınlıktır; parlak güneşin meşalesini ve ışıl ışıl ayı istemez.

4. Gam kadehini her an Cem'in kadehi gibi içtiği için Hızır'la karanlıklar ülkesine gidip hayat suyu istemez.

5. Fakirlik ve yokluk hırkası ona şahane bir kaftandır; dünyanın kaba yünlü dervişi olduğundan sultanın hil'at giydirip ağırlamasını istemez.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "istemez", kafiye "eyvân, dîvân, gerdân, tâbân, hayvân, sultân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Kılıç'ın dipnotuna göre bu gazel divan nüshasında bulunmaz; Mecmû'atü'n-nezâ'irden, yani Pervâne Bey Mecmuası'ndan alınmıştır ve Şeyhî'nin "Düşdi gönlüm derdine şöyle kim dermân istemez / Tapuna kul oldı cânum özge sultân istemez" matlalı gazeline naziredir. Bu nedenle neşirde varak imi taşımaz.

Anlam ve Söz Sanatları

Şeyhî'nin matlaında "sultân istemez" kafiyesi geçer; Bayezid'in gazelinde aynı kafiye son beyitte "teşrîf-i sultân istemez" olarak döner. Gazelin konusu kanaat ve dünyadan el çekmedir. Her beyit bir dünyevî nimeti sayar ve onu reddeden kişiyi anlatır: köşk, sancak ve divan, renkli sofralar, güneş ve ay, hayat suyu, sultanın hil'ati. İkinci beyitte "kurs" kelimesi hem yuvarlak ekmek hem de güneş kursudur; zamanın gerçek sultanı güneş gibi tek bir ekmekle yetinir. Üçüncü beyitteki "dün" kelimesi eski Türkçede gece demektir ve "düni rûşen gün gibi" (gecesi gündüz gibi aydınlık) söyleyişinde gece ile gündüz karşılaştırılır. Dördüncü beyit Cem'in kadehi ile Hızır'ın karanlıklarda bulduğu hayat suyunu bir araya getirir; gam kadehini içen kişi ölümsüzlük peşine düşmez.

Son beyitte mahlas "hil'at-i Şâhî" (şahane kaftan) tamlamasının içine yerleştirilmiştir. Neşirde "zinde-pûş" olarak dizilen kelimenin kaba yünlü giyen derviş anlamındaki "jende-pûş" (zende-pûş) olması gerekir; okuma önerisi bizimdir.

Tarihî Bağlam

Şeyhî, Germiyanoğulları'nın merkezi Kütahya'da doğmuş, klasik Türk şiirinin kurucularından sayılan şairdir. Bayezid'in uzun yıllar sancak beyi olarak bulunduğu Kütahya'da bir şiir muhiti kurduğunu Kılıç kaydeder; nazirenin orada yazıldığına dair ise bir bilgi yoktur. Pervâne Bey Mecmuası, saray hizmetkârı Pervâne b. Abdullah tarafından 968 (1560-61) yılında derlenmiştir. Bayezid'in bu tarihte İran'da bulunduğu düşünülürse, şehzadenin şiirlerinin sağlığında saray çevresindeki bir nazire mecmuasına girmiş olması dikkat çekicidir. Tahta göz diken bir şehzadenin taht, divan ve sultan hil'atini reddeden bir kanaat şiiri söylemesi, gelenek içinde sıradan bir tema olsa da onun hayatı bilinerek okunduğunda başka bir anlam kazanır; bu değerlendirme bizimdir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 78-79, gazel no. 63; dipnot 108 (Şeyhî'ye nazire, Mecmû'atü'n-nezâ'irden); ayrıca s. 13-15 (İran yılları) ve s. 20-21 (Kütahya'daki şiir muhiti, "Şâhî" mahlası), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar