Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Murg-ı câna olalıdan zülf-i pür-çînün kafes
Kâfirüm ger bir nefes uçmaga eylersem heves
Nice yıllardur yolunda âh kim hâk olmışam
Bulmadum sen serv-i ser-keş dâmenine dest-res
Rûz u şeb bülbül gibi feryâd u efgân eylerem
Olalı sen gonceye gülşende hem-dem hâr u has
Bir nice reşk ile gayret nârına yanmayalum
Karşumuzda nûş ider la’lün şarâbını meges
Şâhîye vaslun gerekdür tâc u tahtı n’eylesün
Mülk-i dünyâdan ana bir lokma vü bir hırka bes

Günümüz Türkçesiyle

1. Kıvrım kıvrım saçın can kuşuna kafes olalı, bir an bile uçmaya heves edersem kâfirim.

2. Ah, nice yıllardır yolunda toprak olmuşum; ey baş eğmeyen servi, yine de eteğine el uzatamadım.

3. Gül bahçesinde sen goncaya diken ve çerçöp arkadaş olalı, gece gündüz bülbül gibi feryat ve figan ederim.

4. Nice bir kıskançlıkla haset ateşine yanmayalım; gözümüzün önünde sinek senin dudağının şarabını içiyor.

5. Şâhî'ye senin vuslatın gerekir, tacı tahtı ne yapsın; dünya mülkünden ona bir lokma ile bir hırka yeter.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 24b varak imini taşır. Redif yoktur; kafiye "kafes, heves, dest-res, has, meges, bes" kelimelerindeki "-es" sesidir. Mahlas son beyitte geçer. Neşirde bu gazelin ardından gelen iki gazel de (G.65 ve G.66) aynı vezinde ve aynı "-es" kafiyesiyle yazılmıştır; üç gazelde "kafes, has, meges, nefes" kelimeleri ortaktır. Bu dizi bizim tespitimizdir ve aynı zeminin birkaç kez denendiğini düşündürür.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada sevgilinin kıvrımlı saçı can kuşunu hapseden bir kafestir. Âşık bu kafesten kurtulmayı istemez; uçmaya heves ederse kâfir olacağını söyleyerek yemin eder. İkinci beyitte toprak ile etek arasında bir ilişki kurulur: yolda toprak olan âşık eteğe en yakın yerdedir, ama "serv-i ser-keş" (baş eğmeyen servi) olan sevgilinin eteğine yine de ulaşamaz. Servinin dik duruşu sevgilinin kibrine bağlanır.

Üçüncü ve dördüncü beyitler kıskançlık üzerine kuruludur. Gül bahçesinde goncanın yanında biten diken ve çerçöp, sevgilinin çevresindeki değersiz rakiplerdir; âşık bu yüzden bülbül gibi inler. Dördüncü beyitte rakip bir sineğe benzetilir: sinek tatlıya üşüştüğü gibi rakip de sevgilinin dudağındaki şarabı âşığın gözü önünde içer. Gül ile bülbül, gonca ile diken, dudak ile şarap ve sinek, gazelde birbirini tamamlayan bir tenasüp oluşturur.

Son beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Şâhî tacı tahtı istemediğini, dünya mülkünden bir lokma ekmek ile bir hırkanın ona yeteceğini söyler. Bu, dervişane bir kanaatin ifadesidir ve divan şiirinde sık görülür. Kılıç, Bayezid'in "Şâhî" mahlasının bazı tezkirelerde onun padişahlık hırsının işareti sayıldığını aktarır; Beyânî ve Ahdî bu kanaattedir. Tahtı en çok isteyen şehzadelerden birinin şiirde tacı tahtı bir lokma ile bir hırkaya değişmesi, geleneğin kalıbı içinde kalan bir söyleyiştir; onun hayatıyla doğrudan ilişkilendirilmesi için şiirde bir dayanak yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 79, gazel no. 64 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 24b); ayrıca s. 20 ("Şâhî" mahlası üzerine Beyânî ve Ahdî), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar