Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Olalı gözden ırag ol gonce-i handânumuz
Eksük olmaz oldı bülbül gibi âh efgânumuz
Murg-ı cânı her zemân tîrün nişân idüp senün
Ey kaşı yâ nice bir yüzine çalar kanumuz
Levh-i sînem üzre gûyâ sûre-i İhlâsdur
Safha-i ruhsârın üstinde hat-ı cânânumuz
Mîr-i iklîm-i fenâyuz kapumuzda rûz u şeb
Mihnet ü derd ü belâdur ‘asker ü derbânumuz
Cânı sermâye kılan gelsün metâ’-ı derd ile
Hâce-i bâzâr-ı ‘ışkuz tolıdur dükkânumuz
Ey gönül ney ki günâhun çok zemândur şâd idüp
Anmaz oldı bendesini lutf ile sultânumuz
Mû-miyân-ı dil-beri koçmak hevâsında bu gün
Kılca kaldı çıkmaga Şâhî bedenden cânumuz

Günümüz Türkçesiyle

1. O gülen gonca (sevgilimiz) gözden uzak düştüğünden beri bülbül gibi âhımız, feryadımız hiç eksik olmaz oldu.

2. Ey kaşı yay sevgili, can kuşunu her zaman okuna hedef ettikçe kanımız ne vakte kadar senin yüzüne sıçrayacak.

3. Sevgilimizin yanak sayfası üzerindeki ayva tüyleri, sanki göğsümün levhası üzerine yazılmış İhlâs sûresidir.

4. Biz yokluk ülkesinin beyiyiz; kapımızda gece gündüz sıkıntı, dert ve belâ askerimiz ve kapıcımızdır.

5. Canını sermaye eden dert malıyla gelsin; biz aşk çarşısının tüccarıyız, dükkânımız doludur.

6. Ey gönül, senin günahın nedir ki sultanımız çok zamandır bu kulunu lütufla anıp sevindirmez oldu.

7. Kıl belli sevgiliyi kucaklama arzusuyla bugün, Şâhî, canımızın bedenden çıkmasına kıl kadar kaldı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde bu gazelde varak imi yoktur; önceki gazelin sonundaki 24a iminden sonra yer aldığı için aynı varakta olduğu anlaşılır. Redif "-umuz" ekidir, kafiye "handân, efgân, kan, cânân, derbân, dükkân, sultân, cân" kelimelerindeki "-ân" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel tekil şahsın yerine "biz" diliyle konuşur ve bu dil, şiire hükümdarca bir hava verir. Dördüncü beyitte şair kendini "mîr-i iklîm-i fenâ", yani yokluk ülkesinin beyi olarak tanıtır. Bir sancak beyinin kapısında asker ve kapıcı bulunur; bu beyin kapısında ise sıkıntı, dert ve belâ nöbet tutar. Aynı tamlama kalıbı divanın ikinci gazelinde "Mîr-i iklîm-i Karaman" biçiminde geçer; orada şehzade Karaman sancak beyliğini anar, burada ise beyliği yokluğun ülkesine taşır. Bu karşılaştırma bizim tespitimizdir. Beşinci beyit de ticaret dilini kullanır: aşk çarşısının tüccarı olan âşığın dükkânı dertle doludur ve bu malı ancak canını sermaye yapan alabilir.

Üçüncü beyit "hat" kelimesi üzerine kuruludur. Hat hem yazı hem de yanaktaki ayva tüyüdür; yanak bir sayfaya, âşığın göğsü bir levhaya benzetilir ve sevgilinin yanağındaki tüyler âşığın göğsüne yazılmış İhlâs sûresi olur. "İhlâs" kelimesi hem sûrenin adı hem de içtenlik anlamına geldiği için beyitte tevriye vardır. İkinci beyitte "kaşı yâ" (kaşı yay) olan sevgilinin okları can kuşunu vurur ve âşığın kanı sevgilinin yüzüne sıçrar; "yüzüne çalmak" deyiminin başa kakmak anlamı da akla gelir. Son beyitte "mû-miyân" (kıl bel) ile "kılca kalmak" arasında söz oyunu yapılır.

Tarihî Bağlam

Altıncı beyit, sultanın uzun zamandır kulunu anmadığından yakınır. Kılıç, babasından mektup bekleyen oğlun sesini taşıyan örnekler arasında girişte "G56/1" künyesiyle "Bilmezem ben bendesin şâhum niçün yâd eylemez / Bir varak-nâmeyle çokdandur anup şâd eylemez" beytini verir; bu beyit metinde 55. gazelin matlaıdır. "Çokdandur anup şâd eylemez" ile "çok zemândur şâd idüp anmaz oldı" arasındaki yakınlık açıktır. Bu yüzden altıncı beytin de Kanuni'ye yönelik olabileceği bizim okumamızdır; gazelde bunu kesinleştiren bir ad ya da tarih yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 77-78, gazel no. 62 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 24a); ayrıca s. 32 (babaya yazılan şiirler, "G56/1"), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar