Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Âh kim hiç gülmedüm ben bu cihânda bir nefes
Bulmadum ‘âlemde câna kendüme feryâd-res
La’l-i nâbun yâdına ben cân virürsem tan mıdur
Kanda kim şehd ola lâ-büd cân virür ana meges
Bülbül-i cân hâr-ı gamda nice nâlân olmasun
Karşusında sen gül ile sohbet ider hâr u has
Devr-i güldür sâkiyâ devr eylesün la’lîn kadeh
Geçmesün bu demde ‘ömr-i nâzenîn yazık ‘abes
Dest-gîr ol pâdişâhum Şâhî pâ-mâl olmasun
Dest-i lutfun gibi olmaz ana bir feryâd-res

Günümüz Türkçesiyle

1. Ah, ben bu dünyada bir an bile gülmedim; dünyada canıma, kendime bir yardımcı, feryadıma yetişen birini bulamadım.

2. Senin saf lâl dudağının hatırasına can verirsem buna şaşılır mı; nerede bal olursa sinek mutlaka ona can verir.

3. Can bülbülü gam dikeninde nasıl inlemesin; onun gözü önünde sen gül, diken ve çerçöple sohbet ediyorsun.

4. Ey saki, gül mevsimidir, lâl renkli kadeh dönsün; bu demde nazlı ömür boşuna geçmesin, yazıktır.

5. Padişahım, elinden tut, Şâhî ayaklar altında kalmasın; ona senin lütuf elin gibi bir yardımcı olmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde varak imi taşımaz; önceki gazeldeki 25a iminden sonra geldiği için aynı varakta olduğu anlaşılır. Redif yoktur, kafiye "nefes, feryâd-res, meges, has, 'abes, feryâd-res" kelimelerindeki "-es" sesidir. Matladaki "feryâd-res" kelimesi makta beytinde yeniden kafiye olarak kullanılmıştır; aynı kafiye kelimesinin tekrarı gazelin zayıf bir yanıdır. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Bu gazel, aynı vezin ve kafiyedeki 64 ve 65. gazellerle bir dizi oluşturur. Özellikle ikinci beyit, nüshada "tamamlanmamış gazel" diye kaydedilen 65. gazelin son beytinin hemen aynısıdır; iki mısra arasında yalnız fiil değişir ("meyl ider" yerine "cân virür"). Bal ile sinek benzetmesi burada daha güçlüdür, çünkü sinek bala yalnız yönelmez, uğrunda can da verir. Üçüncü beyit, önceki iki gazelde de geçen "hâr u has" (diken ve çerçöp) rakiplerini yeniden sahneye çıkarır: sevgili gül, âşığın canı bülbül, rakipler de gülün yanındaki dikenlerdir.

Dördüncü beyit gazelin tek neşeli beytidir ve saki ile işret meclisini çağırır. "Devr-i gül" (gül mevsimi) ile "devr eylesün" (dönsün) arasında cinas vardır; gül mevsimi gelince kadeh de dönmelidir. Ömrün "nâzenîn" (nazlı, değerli) diye nitelenmesi ve boşa geçmesinin "yazık" sayılması, matladaki hiç gülmemiş âşıkla zıtlık kurar.

Son beyitte şair doğrudan "pâdişâhum" diye seslenir ve ondan elinden tutmasını, kendisini ayaklar altında bırakmamasını ister. "Dest-gîr" (el tutan), "pâ-mâl" (ayak altında kalan) ve "dest-i lutf" (lütuf eli) kelimeleri el ile ayak arasında bir tenasüp kurar. Kılıç, Bayezid'in babasından merhamet beklediği şiirlerde benzer bir yakarışın bulunduğunu belirtir. Bu gazelin son beytinin de babaya yöneldiği düşünülebilir; ancak padişah hitabı divan şiirinde sevgili için de kullanıldığından bu okuma bizimdir ve gazelde bir tarih ya da olay işareti yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 79-80, gazel no. 66 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 25a); ayrıca s. 32-33 (babasından merhamet bekleyen şiirler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar