Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Gitmedi zülfün hevâsı cân u dilden bir nefes
Gül yüzünden ayru ‘âlem bana olmışdur kafes
Hasretünden gice gündüz dem-be-dem kan aglarum
Hem-dem olmak rûz u şeb sana düşer mi hâr u has
Derd-i hecr ile cihânda yine ben hâk olmadan
Gelse ihyâ eylese olmaz mı ol ‘Îsâ-nefes
Dil-berâ şîrîn lebüne cân virürsem tan degül
Kanda kim şehd ola lâ-büd meyl ider ana meges
Günümüz Türkçesiyle
1. Saçının arzusu bir an bile candan ve gönülden gitmedi; gül yüzünden ayrı, dünya bana kafes olmuştur.
2. Hasretinden gece gündüz durmadan kan ağlarım; gece gündüz sana diken ve çerçöpün arkadaş olması yakışır mı?
3. Ayrılık derdiyle dünyada ben yine toprak olmadan, o İsa nefesli sevgili gelip beni diriltse olmaz mı?
4. Ey gönül alan güzel, tatlı dudağına can verirsem buna şaşılmaz; nerede bal olursa sinek mutlaka ona meyleder.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Dört beyitlik bu şiir "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 25a varak imi ikinci beytin sonunda yer alır. Redif yoktur; kafiye "nefes, kafes, has, nefes, meges" kelimelerindeki "-es" sesidir. Nüshada başlığında "Gazel-i nâ-tamâm" (tamamlanmamış gazel) kaydı bulunur ve Kılıç bunu dipnotta belirtir. Şiirde mahlas beyti yoktur; bu da kaydı doğrular. Kılıç, sorunlu metinler arasında sayılan bu gazelin eksik kısmı hakkında bir şey söylemez.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlanın iki mısraı da "nefes" ve "kafes" kelimeleriyle biter ve bu iki kelime bir önceki gazelin matlaında da kafiyedir. Orada sevgilinin saçı can kuşuna kafesti; burada sevgilinin gül yüzünden ayrı kalan âşığa bütün dünya kafes olmuştur. İkinci beyitte sevgilinin yanında bulunan rakipler yine "hâr u has" (diken ve çerçöp) adıyla anılır. Üçüncü beyit sevgiliyi "'Îsâ-nefes" (İsa nefesli) diye çağırır; Hz. İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiğine dair inanca dayanan bu telmih, âşığın ölmeden önce sevgilinin gelip onu yeniden diriltmesini istemesine zemin olur. Âşık henüz toprak olmamıştır, ama ayrılık derdi onu o noktaya yaklaştırmıştır.
Son beyit bal ile sinek benzetmesine dayanır: sevgilinin dudağı bal, âşık ise o bala üşüşen sinektir. Bir önceki gazelde sinek rakipti, burada âşığın kendisidir. Bu beyit neşirde hemen sonra gelen 66. gazelin ikinci beytiyle neredeyse aynıdır: orada da "Kanda kim şehd ola lâ-büd cân virür ana meges" mısraı geçer ve yalnız fiil değişir. Matladaki "kafes", "nefes", ikinci beyitteki "hâr u has" ve son beyitteki sinek de üç gazelde ortaktır. Bu yakınlık, tamamlanmamış kalan bu gazelin 66. gazelin bir taslağı ya da aynı zemindeki bir ilk denemesi olabileceğini düşündürür; bu bizim çıkarımımızdır ve nüshada bunu doğrulayan bir kayıt yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 79, gazel no. 65 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 25a); dipnot 109 ("Gazel-i nâ-tamâm"), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






