Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Sunaldan câm-ı la’lin ol lebi nûş
Götürdi gitdi başdan ayagı hûş
Bu gün gülzâr-ı hüsnün zîneti hep
Cemâlündendür ey serv-i kabâ-pûş
Gönülde kılca gam kalmazdı ey dost
Şol ince bilün kılsam der-âgûş
Şu hûnî çeşmünün hışm u sitemden
Murâdı cân ise baş üstüne hoş
Bu gün Şâhî mahabbet cür’asından
Benem bezm-i safâda mest ü medhûş
Günümüz Türkçesiyle
1. O dudak lâl kadehi içmeye sunalı beri, aklı baştan ayağa alıp götürdü.
2. Ey kaftan giymiş servi, bugün güzellik gül bahçesinin bütün süsü senin cemalindendir.
3. Ey dost, o ince beli kucaklayabilsem gönülde kıl kadar gam kalmazdı.
4. O kanlı gözün öfke ve zulümle muradı can almaksa, başım üstüne, hoş olsun.
5. Bugün ben, Şâhî, sevgi yudumundan safa meclisinde sarhoş ve kendinden geçmiş durumdayım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde varak imi yoktur; önceki gazeldeki 26a iminden sonra geldiği için aynı varakta olduğu anlaşılır. Redif yoktur, kafiye "nûş, hûş, pûş, âgûş, hoş, medhûş" kelimelerindeki "-ûş" sesidir. Dördüncü beyitteki "hoş" kelimesi kısa ünlüsüyle bu sese tam uymaz; Kılıç kafiyeyle ilgili bir not düşmez. Mahlas son beyitte geçer ve şair kendinden birinci tekil şahısla söz eder ("Benem").
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada "ayak" kelimesi iki anlamıyla kullanılır. "Başdan ayagı" deyimi baştan ayağa, bütünüyle demektir; aynı zamanda ayak, divan şiirinde içki kadehinin de adıdır. Sevgilinin dudağının sunduğu lâl kadeh, yani dudağın kendisi, aklı baştan ayağa götürmüş, kadeh de aklı başından almıştır. Bu söz oyunu, beyte bir tevriye kazandırır ve "câm", "nûş", "hûş" kelimeleriyle işret meclisi çevresinde bir tenasüp kurulur.
İkinci beyitte sevgili "serv-i kabâ-pûş", yani kaftan giymiş servi olarak anılır; uzun kaftanlı bir boyun servi ağacına benzetilmesi bilinen bir mazmundur. Bahçenin bütün süsü onun yüzünden gelir. Üçüncü beyitte ince bel ile kıl arasında yine bir ilişki vardır: kıl kadar ince bele sarılabilse âşığın gönlünde kıl kadar gam kalmayacaktır. Dördüncü beyit âşığın teslimiyetini gösterir: sevgilinin "hûnî" (kanlı) gözü öfke ve sitemle can istiyorsa, âşık "baş üstüne" der. Bu deyim, emir karşısında hazır olmayı anlatır ve gözün baş üzerindeki yeriyle de uyumludur.
Son beyitte şair, sevgi kadehinden içtiği tek yudumla safa meclisinde sarhoş ve kendinden geçmiş hâldedir. "Cür'a" (yudum) kelimesi, kadehin dibinde kalan son damlayı da anlatır. Gazelin baştan sona aynı meclis içinde geçmesi ve bütün beyitlerin sevgilinin güzelliğine ayrılması, onu divandaki ayrılık ve şikâyet şiirlerinden ayırır. Kılıç'ın, divanda güzellerden ve aşktan bahseden şiirlerin az da olsa bulunduğu yolundaki değerlendirmesi bu gazel için de geçerlidir. Şiirde kişi, yer ya da tarih işareti yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 81, gazel no. 69 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 26a); ayrıca s. 40 (güzellerden ve aşktan bahseden şiirler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






