Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Kaçan derd ile âh itsem duhânumdan çıkar âteş
Şerâremden cihân mülkini ser-tâ-ser yakar âteş
Cehennem âteşinden yok durur bâküm benüm zâhid
Bana olup durur hicrân yedi tamu kadar âteş
Firâk-ı la’l-i nâbun hasretinden âh kim her dem
Yaşum Ceyhûn-veş akar bu sînemde yine âteş
Tagıtdı aklumı Tatar-ı zülfün târ-mâr itdi
Anunçün mülk-i câna dem-be-dem hecrün salar âteş
Gehî eşk ile gark eyler bu ‘âlem mülkini Şâhî
Gehî sûz-ı derûn ile dehânından çıkar âteş

Günümüz Türkçesiyle

1. Ne zaman dertle âh etsem dumanımdan ateş çıkar; kıvılcımlarımdan ateş dünya ülkesini baştan başa yakar.

2. Ey zahit, benim cehennem ateşinden korkum yoktur; ayrılık bana yedi cehennem kadar ateş olmuştur.

3. Senin saf lâl dudağından ayrılığın hasretinden, ah, her an gözyaşım Ceyhun gibi akar; bu göğüste ise yine ateş vardır.

4. Saçının Tatar'ı aklımı dağıttı, yağmaladı; bu yüzden ayrılığın can ülkesine her an ateş salar.

5. Şâhî kâh gözyaşıyla bu dünya ülkesini suya boğar, kâh içinin yanışıyla ağzından ateş çıkar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 26b varak imini taşır. Redif "âteş", kafiye "çıkar, yakar, kadar, salar, çıkar" kelimelerindeki "-ar" sesidir. Matlanın ilk mısraındaki "çıkar" kelimesi makta beytinde yeniden kafiye olur. Üçüncü beyitte ise redifin önündeki kelime "yine"dir ve kafiye düzeni bu mısrada bozulur; mısranın ortasındaki "akar" kelimesi kafiyeye uygun düşer. Metne dokunmadan, burada bir kelime sırası karışıklığı ya da yazım hatası bulunabileceğini belirtmek gerekir; bu bizim tespitimizdir. "Âteş" Kılıç'ın redif listesinde yer alır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel su ile ateşin karşıtlığı üzerine kurulmuştur. Matlada âşığın âhı bir duman, dumanından çıkan kıvılcımlar ise bütün dünyayı yakan bir yangındır. İkinci beyit zahide seslenir: zahit cehennem ateşiyle korkutur, ama âşık için ayrılık zaten yedi cehennem kadar ateştir. "Yedi tamu", yani cehennemin yedi katı anılarak abartı bir sayıya bağlanır.

Üçüncü beyitte gözyaşı Ceyhun ırmağı gibi akar, ama göğüsteki ateş yine sönmez. Su ile ateşin aynı bedende bir arada bulunması tezat sanatının örneğidir. Dördüncü beyit savaş ve yağma dilini kullanır: sevgilinin saçı bir Tatar akıncısıdır; aklı dağıtıp yağmalamış, ayrılık da ardından can ülkesini ateşe vermiştir. Tatar ile siyah saç arasındaki ilişki, saçın kara rengi ve Tatarların akınlarıyla ünlü olmasından gelir; "târ-mâr" (darmadağın) ve "mülk-i cân" (can ülkesi) kelimeleri bu tabloyu tamamlar.

Son beyit gazeli özetleyen bir tezatla biter: Şâhî kimi zaman gözyaşıyla dünyayı suya boğar, kimi zaman içinin yanışıyla ağzından ateş saçar. "Gehî ... gehî" (kâh ... kâh) yapısı iki karşıt hâli dengeli bir biçimde yan yana koyar. "Mülk", "cihân mülki", "âlem mülki" ve "mülk-i cân" kelimelerinin tekrarı, aşkın âşığı bir ülke gibi yakıp yıktığı düşüncesini gazelin her yerine yayar. Gazelin kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 81, gazel no. 70 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 26b); ayrıca s. 29 (redif listesi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar