Özgün Metin
Vezin: Mef’ûlü Mefâ’îlün Mef’ûlü Mefâ’îlün
Zâhid niçün itmezmiş ol kâmet ü ândan haz
Âdem midür ol k’itmez bir serv-i revândan haz
Hecründe geçen ‘ömrün hiç dâdını bulmadum
Vasluna irişmekle buldum dil ü cândan haz
Sensüz bu cihân içre bildüm ki olınmazmış
Ey yâr-ı dil-ârâmum hûbân-ı cihândan haz
Ey bülbül-i dil turma gel nâle vü efgân it
Gördük ideyor çün ol gül-çihre figândan haz
Kûyunda seni Şâhî bu hüsn ile seyr itmiş
Hîç ide mi andan ol havrâ-yı cinândan haz
Günümüz Türkçesiyle
1. Zahit o boydan ve o tarif edilemez çekicilikten neden zevk almazmış; salınarak yürüyen bir serviden zevk almayan insan mıdır.
2. Ayrılığında geçen ömrün hiç hakkını bulamadım; vuslatına erişmekle gönülden ve candan zevk aldım.
3. Ey gönlümü dinlendiren sevgili, sensiz bu dünyada dünyanın güzellerinden zevk alınamazmış, bunu anladım.
4. Ey gönül bülbülü, durma, gel inle ve feryat et; çünkü o gül yüzlünün feryattan zevk aldığını görüyoruz.
5. Şâhî seni bu güzellikle sokağında seyretmiş; o artık cennet hurisinden hiç zevk alır mı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mef'ûlü mefâ'îlün mef'ûlü mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kılıç'ın vezin dökümüne göre divanda bu kalıpla yazılmış yalnız iki Türkçe gazel vardır; bu gazel onlardan biridir. Neşirde varak imi taşımaz, önceki gazeldeki 27a iminden sonra geldiği için aynı varakta olduğu anlaşılır. Redif "-dan haz", kafiye "ân, revân, cân, cihân, figân, cinân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. "Haz" Kılıç'ın redif listesinde yer alır. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, divan şiirinde sık görülen âşık ile zahit karşıtlığıyla açılır. Zahit dünya güzelliklerinden yüz çevirdiği için sevgilinin boyundan ve "ân"ından zevk almaz. "Ân", güzellikte tarif edilemeyen çekicilik demektir ve kafiyeye bu ince kelimeyle girilmesi gazelin dikkat çekici yanlarından biridir. Matlanın ikinci mısraı soruyu sertleştirir: salınarak yürüyen bir serviden zevk almayan kişi insan mıdır. "Kâmet" (boy) ile "serv-i revân" (yürüyen servi) arasında tenasüp vardır.
İkinci beyit ayrılık ile vuslatı karşılaştırır: ayrılıkta geçen ömrün hakkı hiç verilmemiş, ama vuslat gönül ve candan zevk almayı sağlamıştır. Üçüncü beyit, sevgili olmadan dünyanın güzellerinden de zevk alınamayacağını söyler; dünyanın bütün güzelleri sevgilinin varlığıyla anlam kazanır. Dördüncü beyitte gül ile bülbül mazmunu tersine çevrilmiş bir incelikle kullanılır: gül yüzlü sevgili bülbülün feryadından hoşlandığı için âşık gönlüne susmamasını, inlemeyi sürdürmesini söyler. Âşığın acısı sevgilinin zevkine dönüşmüştür.
Son beyit gazeli zahit temasına geri bağlar. Zahidin umduğu cennet hurisidir; Şâhî ise sevgiliyi kendi sokağında, bu güzellikle görmüştür ve artık "havrâ-yı cinân", yani cennetin hurisi ona çekici gelmez. Böylece matladaki zahit ile maktadaki âşık karşı karşıya gelir: biri dünyadaki güzelliği reddedip cenneti bekler, öteki dünyadaki güzelliği cennete tercih eder. Gazelde tarih ya da kişi işareti yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 82, gazel no. 72 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 27a); ayrıca s. 29 (redif listesi ve vezin dökümü), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






