Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Kimse kılmaz hâlümi dil-dâre ‘arz
Mülk-i hüsne server olan yâre ‘arz
Giceler âh itmek ile hâlini
İtmek ister bülbül-i bî-çâre ‘arz
Hecr elinden râzıyam cân virmege
İtmenüz tek hâlümi agyâra ‘arz
Gönlüni hod aldı cânı key sakın
Yây itme ol gözi hûn-hâre ‘arz
Ey tabîbüm eyle tâ sıhhat vire
La’l-i nâbun Şâhî-i bîmâre ‘arz
Günümüz Türkçesiyle
1. Kimse benim hâlimi gönlümü alan sevgiliye, güzellik ülkesinin başı olan yâre arz etmez.
2. Çaresiz bülbül de geceleri âh ederek kendi hâlini arz etmek ister.
3. Ayrılık elinden can vermeye razıyım; yeter ki hâlimi yabancılara, rakiplere arz etmeyin.
4. Gönlünü zaten aldı, canını iyice sakın; onu o kan dökücü göze arz etme.
5. Ey hekimim, Şâhî sağlığına kavuşsun diye saf lâl dudağını bu hastaya arz et.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 27a varak imi ikinci beytin sonunda bulunur. Redif "'arz", kafiye "dil-dâre, yâre, bî-çâre, agyâra, hûn-hâre, bîmâre" kelimelerindeki "-âre" sesidir. "'Arz" Kılıç'ın redif listesinde yer alır. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün beyitleri "arz" kelimesinin anlamları üzerinde döner. "Arz etmek" bir durumu büyüğe sunmak, bildirmek demektir; Osmanlı yazışmasında bir dilekçenin padişaha ya da bir makama sunulması da bu kelimeyle anlatılır. Matlada âşık, hâlini sevgiliye arz edecek kimse bulamamaktan yakınır ve sevgili "mülk-i hüsne server olan yâr", yani güzellik ülkesinin başı olan sevgili diye anılır. Böylece âşık ile sevgili arasındaki ilişki bir hükümdar ile ona dilekçe sunmak isteyen kul arasındaki ilişkiye benzer. Bu yorum bizimdir.
İkinci beyitte bülbül de geceleri inleyerek kendi hâlini arz etmeye çalışır. Üçüncü beyitte âşık, ayrılık yüzünden ölmeye razı olduğunu, ama hâlinin "agyâr"a, yani yabancılara ve rakiplere duyurulmasını istemediğini söyler; aşkın sırrı ancak sevgiliye açılabilir. Son beyitte arz kelimesi sunmak anlamına döner: hasta olan Şâhî, hekim gibi gördüğü sevgiliden ilaç olarak lâl dudağını sunmasını ister. Hekim, hasta, sağlık ve ilaç yerine geçen dudak arasında bir tenasüp vardır.
Dördüncü beytin ikinci mısraı kapalıdır. Neşirde "Yây itme" olarak dizilen söz bu biçimiyle anlaşılmaz. "Yâd itme" (anma) okunursa vezin bozulmadan "o kan dökücü göze anma, arz etme" anlamı çıkar; ancak bu okuma önerisi bizimdir ve metne dokunulmamıştır. Beytin ilk mısraında "Gönlüni hod aldı cânı key sakın" denir: göz gönlü zaten almıştır, canı ise iyice korumak gerekir. Günümüz Türkçesindeki aktarım bu varsayımla yapılmıştır. Gazelde kişi, yer ve tarih işareti yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 81-82, gazel no. 71 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 27a); ayrıca s. 29 (redif listesi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






