Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün
Cihânı geşt idüp bir bir araduk
Dirîgâ bulmaduk bir yâr-ı sâdık
Göresin âhir ol sâdık geçenler
Kimi kâzib çıkar kimi münâfık
Gürisne seg gibi cîfe cihân çün
Biri birine diş biler halâyık
Ta’alluk riştesin kat’ it cihândan
Ki pâ-bend-i dil ü cândur ‘alâyık
Ko halkı sen senün şânuna n’eyse
Anı işle ki Şâhî ola lâyık
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünyayı dolaşıp tek tek aradık; yazık, sadık bir dost bulamadık.
2. Sonunda göreceksin, sadık diye geçinenlerin kimi yalancı çıkar, kimi iki yüzlü.
3. Dünya bir leş olduğu için insanlar aç köpekler gibi birbirine diş biler.
4. Dünyaya bağlılık ipini kes; çünkü bağlar gönlün ve canın ayak bağıdır.
5. Halkı bırak; senin şanına ne yakışırsa onu yap ki Şâhî layık olsun.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 28b varak imini taşır. Redif yoktur; kafiye "sâdık, münâfık, halâyık, 'alâyık, lâyık" kelimelerindeki "-ık" sesiyle kurulur. Kafiye kelimelerinin hepsi Arapça kökenlidir. "Halâyık" (halk, insanlar) ile "'alâyık" (bağlar, ilişkiler) arasındaki ses yakınlığı dikkat çekicidir. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Bu gazelde sevgili yoktur. Şiir baştan sona dünyadan ve insanlardan şikâyet eden, öğüt veren bir hikmet gazelidir. Kılıç, divanda dünyanın fâniliği, dünyaya bağlanılmaması, tac, taht ve saltanata güvenilmemesi konusunda öğüt veren beyitler bulunduğunu belirtir ve örnek olarak 9. gazelin son iki beyti ile 87. gazelin son beytini gösterir. Bu gazel bütünüyle o türdendir; bu sınıflama bizimdir.
Matla, dünyanın baştan başa dolaşılıp sadık bir dost bulunamadığını söyler. İkinci beyit bunu açar: sadık diye bilinenlerin kimi yalancı, kimi münafık çıkar. Üçüncü beyit gazelin en sert benzetmesini taşır: dünya bir leştir, insanlar da onun üzerine üşüşen aç köpekler gibi birbirlerine diş bilerler. Leş ile köpek, diş bilemek ile açlık arasında bir tenasüp vardır. Dördüncü beyit ilişki ipinin kesilmesini öğütler; "rişte" (ip), "kat'" (kesmek) ve "pâ-bend" (ayak bağı) kelimeleri bağlanma ve kurtulma düşüncesini somut bir tabloya dönüştürür.
Makta beyti bir öğütle biter: insanları bırakıp kişinin kendi şanına yakışanı yapması gerekir ki Şâhî de layık olsun. Bu beyitte şair kendine hitap eder; "senün şânun" ve "Şâhî" arasındaki geçiş, öğüdün hem okura hem şairin kendisine yönelmesini sağlar. Neşirde hemen ardından gelen 77. gazelin son beyti de aynı konuyu ele alır: orada sadık dost, adı olup cismi olmayan Ankâ kuşuna benzetilir. İki gazelin sadık dost temasıyla birbirine bağlanması bizim tespitimizdir. Gazelin bir olayla ya da kişiyle ilgisini gösteren bir işaret yoktur; vefasız dostlardan yakınmanın şairin hayatındaki belirli bir döneme bağlanması için şiirde dayanak bulunmaz.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 83-84, gazel no. 76 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 28b); ayrıca s. 41 (dünyanın fâniliği üzerine öğüt beyitleri), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






