Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Yoluma ölmez dimişsin bana ‘ömrüm katı çok
Sen niye açdun dehânun kim didüm ben anı yok
Çeşm-i hışm ile kıya bakdukca câna kâr ider
Gamzenün her biri ey kaşı kemân gûyâ bir ok
Yüz bulaldan kâkülün sarkar dehânun öpmege
Ol siyeh-rûyı var imdi bir dahı koynuna sok
Ey gönül gel hüsn ü hulkı koma elden bir nefes
Çünki makbûl-i Hudâ mahbûb-ı halk olur halûk
Yâr-ı sâdık arayup n’eylersin ey Şâhî kim ol
Fi’l-mesel Ankâ gibi bir ismdür kim cism yok

Günümüz Türkçesiyle

1. "O benim yoluma ölmez, ömrü pek çok" demişsin; ben senin ağzına "yok" demiştim, sen ne diye ağzını açtın.

2. Kaşı yay sevgili, öfkeli gözle yan baktıkça yan bakışlarının her biri sanki bir ok gibi cana işler.

3. Perçemin yüz bulalı ağzını öpmek için sarkıyor; şimdi git o yüzü karayı bir daha koynuna sok.

4. Ey gönül, gel, güzelliği ve güzel huyu bir an elden bırakma; çünkü güzel huylu kişi Allah katında makbul, halk katında sevilen olur.

5. Ey Şâhî, sadık dost arayıp ne yapacaksın; o, darbımeselde olduğu gibi Ankâ kuşu gibi adı olup cismi olmayan bir şeydir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 29a varak imi ikinci beytin sonunda yer alır. Redif yoktur; kafiye "çok, yok, ok, sok, halûk, yok" kelimeleriyle kurulur. Matlanın ikinci mısraındaki "yok" kelimesi makta beytinde yeniden kafiye olur. Dördüncü beyitteki "halûk" ise uzun "û" sesiyle öteki kafiyelere tam uymaz. Kılıç'ın kafiye harfi tablosunda "kaf" harfiyle biten üç Türkçe gazel gösterilir. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, divan şiirinde sevgilinin ağzının çok küçük olduğu için "yok" sayılması mazmunu üzerine kurulmuş nükteli bir beyittir. Sevgili âşık için "benim yoluma ölmez, ömrü pek uzun" demiştir. Âşık ise sevgilinin ağzının yok olduğunu söylemiştir; sevgili konuşmak için ağzını açınca bu sözü yalanlamış olur. Böylece iki taraf birbirinin sözünü çürütür: sevgili âşığın ölmeyeceğini söyler, âşık da sevgilinin ağzını yok sayar. Bu çözüm bizim okumamızdır.

İkinci beyitte "kaşı kemân" (kaşı yay) olan sevgilinin yan bakışları ok gibidir. Kaş, bakış ve ok arasında bilinen bir tenasüp vardır. Üçüncü beyit perçemle şakalaşan bir beyittir. "Yüz bulmak" hem şımarmak hem de yüze kavuşmak anlamına gelir; perçem yüz buldukça sevgilinin ağzını öpmek için yanağa sarkar. Şair siyah perçemi "siyeh-rû" (yüzü kara) diye anar ve sevgiliye onu koynuna sokmasını söyler. Yüzü kara deyimi hem siyah rengi hem de ayıplı kişiyi anlatır; böylece beyitte bir tevriye oluşur.

Dördüncü beyit bir öğüttür ve güzellik ile güzel ahlakın birlikte korunmasını ister. "Hüsn ü hulk" (güzellik ve huy) ile "halûk" (güzel huylu) kelimeleri arasında iştikak vardır. Makta beyti ise sadık dost aramanın boşuna olduğunu söyler: sadık dost, adı bilinip cismi görülmeyen Ankâ kuşu gibidir. Bu beyit, neşirde hemen önce gelen 76. gazelin matlaındaki "bulmaduk bir yâr-ı sâdık" sözüyle aynı konuyu tamamlar; bu bağlantı bizim tespitimizdir. Ankâ, divan şiirinde adı olup kendisi bulunmayan şeylerin örneğidir ve 87. gazelin matlaında da aşkın adıyla birlikte anılır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 84, gazel no. 77 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 29a); ayrıca s. 27-28 (gazellerin kafiye harflerine göre dağılımı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar