Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Vâlih ü hayrân kıldı gönlümi sevdâ-yı ‘ışk
Eyledi ‘âlemlere derdâ beni rüsvâ-yı ‘ışk
Cânı ser-gerdân idüp gönlüm perîşân eyledi
Vireli zülfün ucından başuma gavgâ-yı ‘ışk
Ney gibi bagrum delindi inlerem feryâd idüp
Cân kulağıyla işit gel gör nedür bu nây-ı ‘ışk
Görinen ancak kurı dükkân-ı tendür dostum
Oldı cân u dil metâ’ı cümleten yagma-yı ‘ışk
Seyr idelden gül yüzün gülzâr-ı hüsnünde senün
Oldı bülbül gibi Şâhî dostum gûyâ-yı ‘ışk
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşk sevdası gönlümü şaşkın ve hayran etti; ne dert, aşk beni âlemlere rezil etti.
2. Saçının ucundan başıma aşk kavgası verileli, canı başı dönmüş, gönlümü perişan etti.
3. Ney gibi bağrım delindi, feryat ederek inlerim; can kulağıyla işit, gel gör, bu aşk neyi nedir.
4. Görünen yalnız beden dükkânının boş hâlidir, dostum; can ve gönül malının hepsi aşkın yağması oldu.
5. Gül yüzünü güzelliğinin gül bahçesinde seyrettiğinden beri, dostum, Şâhî bülbül gibi aşkı söyleyen biri oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde varak imi taşımaz; önceki gazelde ikinci beytin sonundaki 29a iminden sonra yer alır. Redif "-yı 'ışk", kafiye "sevdâ, rüsvâ, gavgâ, nây, yagmâ, gûyâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Redifteki "'ışk" Kılıç'ın listesinde ayrı bir redif olarak yer alır. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Kılıç, divanda güzellerden ve aşktan bahseden şiirlerin az da olsa bulunduğunu söyler ve "aşkın insandaki tezahürlerini dile getiren" bir örnek olarak bu gazeli bütünüyle aktarır. Gazelde her beyit aşkın âşığa yaptığı bir şeyi gösterir: onu şaşkın eder ve rezil eder, canını başı dönmüş, gönlünü dağınık bırakır, bağrını delik deşik eder, beden dükkânını yağmalar, sonunda da onu bülbül gibi konuşturur.
Üçüncü beyit neyin delikli gövdesi ile âşığın delik deşik bağrı arasında benzerlik kurar. Ney delindiği için ses verir, âşık da bağrı delindiği için inler. Şair dinleyicisinden "can kulağıyla" işitmesini ister. Kılıç, ney sesinin anıldığı başka bir beytin (girişte "G140/3") şairin Mevlevî olabileceğini düşündürdüğünü belirtir, ama Bayezid'in şiirlerinde tasavvufi unsurların divan şiiri geleneği içinde birer araç olarak kullanıldığını da ekler. Bu beytin ilk mısraı, 14. gazelin üçüncü beytindeki "Ney gibi bagrum delindi" sözüyle aynı biçimde başlar; tekrar bizim tespitimizdir.
Dördüncü beyit ticaret ve yağma dilini birleştirir: geriye yalnız beden dükkânının boş rafları kalmıştır, çünkü can ve gönül malı aşkın yağmasına uğramıştır. Son beyit "gûyâ" kelimesiyle biter. Kelime "konuşan, söyleyen" demektir ve günlük dilde "sanki" anlamıyla da kullanılır. Şâhî sevgilinin gül yüzünü gördüğünden beri bülbül gibi aşkı dile getiren biri olmuştur; aynı zamanda "sanki bülbül olmuştur" anlamı da sezilir. Gül, gülzâr ve bülbül kelimeleri bu son beyitte bir tenasüp oluşturur. Gazelde iki kez geçen "dostum" hitabı, şiire sevgiliden çok bir dosta dert yanma havası verir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 84, gazel no. 78 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 29a); ayrıca s. 26 (ney imgesi ve tasavvufi unsurlar), s. 29 (redif listesi) ve s. 40 (gazelin tamamı, aşkın tezahürleri), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






