Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
‘Aks-i ruhsârunla bagrum lâle-veş hûn eyledün
Eşk-i çeşmüm hasret-i la’lünle gül-gûn eyledün
Ey şeh-i mülk-i melâhat hûblar içinde sen
‘Âşıkun cânına cevr itmegi kânûn eyledün
Leylî-i zülfün hevâsıyle perîşân-hâl idüp
Âh kim gönlüm belâ deştinde Mecnûn eyledün
Vasl-ı cân-bahşunla ihyâ eylemişken mürdeni
Saldun âhir fürkate hâlüm diger-gûn eyledün
Gûşuna almag ile nazmını Şâhî bendenün
Müstedâm ol pâdişâhum dürr-i meknûn eyledün
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağının yansımasıyla bağrımı lâle gibi kana boyadın; lâl dudağının hasretiyle gözyaşımı gül renkli yaptın.
2. Ey güzellik ülkesinin şahı, güzeller arasında sen âşığın canına eziyet etmeyi kanun hâline getirdin.
3. Saçının Leylâ'sının arzusuyla hâlimi perişan edip, ah, gönlümü belâ çölünde Mecnun ettin.
4. Can bağışlayan vuslatınla bu ölüyü diriltmişken sonunda ayrılığa saldın, hâlimi başkalaştırdın.
5. Padişahım, ömrün uzun olsun; kulun Şâhî'nin şiirini kulağına almakla onu saklı bir inci yaptın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 30a varak imi ikinci beytin sonunda yer alır. Redif "eyledün", kafiye "hûn, gül-gûn, kânûn, Mecnûn, diger-gûn, meknûn" kelimelerindeki "-ûn" sesidir. "Eyledün" Kılıç'ın redif listesinde yer alır ve divanda bu redifle yazılmış bir gazel de hemen ardından gelir. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada renkler öne çıkar: yanağın yansıması âşığın bağrını lâle gibi kızıla, dudağın hasreti gözyaşını gül rengine boyar. Hûn (kan), lâle, gül-gûn (gül renkli) ve la'l (kırmızı değerli taş) kelimeleri kırmızı renk çevresinde bir tenasüp kurar. İkinci beyitte sevgili "şeh-i mülk-i melâhat" (güzellik ülkesinin şahı) olarak anılır ve âşığa eziyeti bir kanun hâline getirmekle suçlanır; hükümdar ve kanun kelimeleri birbirini tamamlar. Üçüncü beyit Leylâ ile Mecnun hikâyesine telmih yapar. "Leylî-i zülf" (saçın Leylâ'sı) tamlamasında Arapçada gece anlamına gelen "leyl" kelimesi ile siyah saç arasında bir ilişki sezilir; âşık da bu saçın arzusuyla belâ çölünde Mecnun olmuştur.
Dördüncü beyit vuslat ile ayrılığı ölüm ve diriliş diliyle anlatır: sevgili âşığı vuslatıyla diriltmiş, sonra ayrılığa salarak hâlini değiştirmiştir. Bu mısra divanın ikinci gazelinin üçüncü beytindeki "Vasl-ı cân-bahşunla ihyâ eylemişken rûzgâr" mısraıyla neredeyse aynıdır. Kılıç ikinci gazelin Kanuni'ye ithaf edildiğini belirtir. Mısraın tekrarı bizim tespitimizdir.
Tarihî Bağlam
Makta beytinde şair doğrudan "pâdişâhum" diye seslenir, ona "müstedâm ol" (ömrün uzun olsun) diye dua eder ve onun kendi şiirini kulağına aldığını söyler. "Gûşa almak" hem dinlemek hem de küpe gibi kulağa takmak anlamına gelir; şiir böylece kulakta saklı duran bir inciye, "dürr-i meknûn"a dönüşür. Kılıç, Şâhî'nin bazı beyitlerinde padişahını öven bir şair konumunda olduğunu belirtir ve "Dürr-i nazmun sakla Şâhî pâyına bezl itmege / Şark u garbun serveri Sultân Süleymân Hân içün" beytini örnek verir; orada da şiir incisi Sultan Süleyman'a sunulur. Bu benzerlik ve dördüncü beyitteki mısra tekrarı, maktadaki padişahın Kanuni olabileceğini düşündürür. Ancak gazelin ilk dört beyti sevgiliye yazılmış bir aşk gazeli dilindedir ve kesin bir ithaf kaydı yoktur; bu okuma bizimdir.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 85, gazel no. 80 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 30a); ayrıca s. 29 (redif listesi) ve s. 35-36 (padişahı öven beyitler, "G124/5"), s. 36 (ikinci gazelin Kanuni'ye ithafı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






