Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Dehânun gonce-i gülden boyun serv-i revândan yig
Saçun reyhân u sünbülden yüzün berg-i semenden yig
Müjen elmâsdan bürrân sözün dermân-ı derd-i cân
Lebün yâkûtdan nâzük dişün dürr-i ‘Adenden yig
Egerçi sebze vü âb-ı revân açmaz degül gönli
Velî bu bâbda ben bulmadum vech-i hasenden yig
Kara bagrın lebün şevkiyle odlara yakan lâle
Dimiş olmaz libâsı âşıkun kanlu kefenden yig
Yanında Şâhînün vaslun harac-ı Rûma aylukdur
Benüm altun çerâgum var mıdur sen sîm-tenden yig

Günümüz Türkçesiyle

1. Ağzın gül goncasından, boyun salınan serviden üstün; saçın fesleğenden ve sümbülden, yüzün yasemin yaprağından üstün.

2. Kirpiklerin elmastan keskin, sözün can derdine deva; dudağın yakuttan ince, dişin Aden incisinden üstün.

3. Gerçi yeşillik ve akan su gönlü açmaz değildir; ama ben bu konuda güzel bir yüzden üstününü bulamadım.

4. Kara bağrını dudağının özlemiyle ateşlere yakan lâle, âşığa kanlı kefenden daha iyi bir elbise olmaz demiş.

5. Şâhî'nin yanında vuslatın, Rum ülkesinin haracı bir aylık sayılacak kadar değerlidir; ey gümüş tenli, benim senden üstün altın çırağım var mıdır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 31a varak imini taşır. Redif "-den yig" (-den üstün, -den iyi), kafiye "revân, semen, 'Aden, hasen, kefen, sîm-ten" kelimelerindeki "-en" sesidir; matladaki "revândan" ise bu sese tam uymaz. "Yig" Kılıç'ın redif listesinde yer alır. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir üstünlük sayımıdır ve redif her beyitte sevgilinin bir özelliğini tabiatın en değerli şeylerinden üstün tutar. Matla ve ikinci beyit bir güzellik kataloğu gibidir: ağız goncadan, boy serviden, saç fesleğen ve sümbülden, yüz yasemin yaprağından, kirpik elmastan, dudak yakuttan, diş Aden incisinden üstündür. Gonca, servi, reyhan, sümbül ve semen bahçe çevresinden; elmas, yakut ve inci ise değerli taşlar çevresinden alınmış iki ayrı tenasüp kurar. Aden, incisiyle anılan bir liman şehri olarak geçer.

Üçüncü beyit yeşillik ve akan suyun gönlü ferahlattığını kabul eder, ama şair bu konuda güzel bir yüzden daha iyisini bulamamıştır. Yeşillik, akan su ve güzel yüzün aynı beyitte bir arada sayılması, üçünün de gönlü açan şeyler olarak düşünüldüğünü gösterir. Dördüncü beyit lâleyi konuşturur: ortası kara lekeli lâle, kara bağrını sevgilinin dudağına duyduğu özlemle yakmıştır ve âşığa kanlı kefenden iyi bir elbise olmadığını söyler. Lâlenin kırmızı yaprakları kanlı bir kefen gibi görülür.

Makta beyti kapalıdır. "Harac-ı Rûm" Rum ülkesinin, yani Osmanlı topraklarının vergisi ya da haracıdır; "ayluk" ise aylık ücret demektir. Beyit, Şâhî için vuslatın değerinin Rum ülkesinin haracını bir aylık ücret gibi küçük gösterecek kadar büyük olduğu biçiminde anlaşılabilir; Rum'un haracının bir aylık ücret olarak verilmesi kadar değerli olduğu biçiminde de okunabilir. Her iki okumada da bir şehzadenin ülke gelirleriyle ölçü kurması dikkat çekicidir. İkinci mısrada altın ile gümüş arasında bir tezat vardır: sevgili "sîm-ten" (gümüş tenli), âşığın "altun çerâg"ı ise onun karşısında değersizdir. "Çerâg" hem kandil hem de çırak, yani himaye edilen kişi anlamına gelebilir. Bu iki okuma bizimdir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 86-87, gazel no. 83 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 31a); ayrıca s. 29 (redif listesi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar