Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

‘Ârızun üstinde cânâ hatt u hâl
Hoş yaratmışdur o kâdir ber-kemâl
Var yok agzundan alduk biz haber
Lîk anca bilüne irmez hayâl
Seyr idüp gülşende serv-i kaddüni
Hayretinden vecde vardı ehl-i hâl
Gülsitân-ı hüsn içinde gülşen ol
İrmesün dâmânuna bâd-ı zevâl
Kısmetün Şâhî cefâdur çek yüri
Yârdan mihr ü vefâ ne ihtimâl

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey can, yanağının üstündeki ayva tüylerini ve beni o her şeye gücü yeten (Allah) ne güzel, ne kusursuz yaratmıştır.

2. Ağzının var mı yok mu olduğundan haber aldık, ama hayal ancak beline erişemez.

3. Gül bahçesinde selvi boyunu seyredip hal ehli (gönül ehli) hayretinden kendinden geçti.

4. Güzellik gül bahçesinin içinde sen gülşen ol; eteğine yok olma rüzgârı erişmesin.

5. Şâhî, senin payına düşen cefadır; haydi, çek. Sevgiliden sevgi ve vefa beklemek ne ihtimal.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel, remel bahrinin kısa kalıbı "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" ile yazılmıştır. Redifsizdir; kafiye "hâl, kemâl, hayâl, hâl, zevâl, ihtimâl" kelimelerindeki "-âl" sesidir. Kılıç'ın girişteki vezin dökümüne göre bu kısa kalıp divanda on bir Türkçe gazelde kullanılmıştır; 50. gazel de aynı kalıptadır. Gazel neşirde 32a varakına düşer. Kısa mısralar, gazele bir önceki uzun kalıplı şiirlere göre daha hızlı ve yalın bir söyleyiş kazandırır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada "hatt u hâl", yani yanaktaki ayva tüyleri ile ben, divan şiirinde güzelliğin en bilinen işaretlerindendir. Şair onları "kâdir ber-kemâl"in, yani kusursuz yaratıcının eseri olarak över; böylece güzellik övgüsü yaratıcıya yapılan bir övgüye bağlanır. Güzel yüzü yaratıcının sanatının bir görüntüsü sayan bu bakış, divan şiirinde sevgiliyi anlatırken sık başvurulan bir yoldur ve beyte sade bir hamd havası verir. Matladaki "hâl" (ben) kelimesi üçüncü beyitte "ehl-i hâl" tamlamasında yeniden kafiye olur; orada "hâl" tasavvuftaki manevi durum anlamındadır. Aynı kelimenin iki ayrı anlamla kafiyeye girmesi bir cinas örneğidir.

İkinci beyit divan şiirinde sık işlenen iki inceliği birleştirir: sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki var mı yok mu belli değildir, beli o kadar incedir ki hayal bile ona ulaşamaz. "Var yok" söyleyişi divanın başka bir gazelinde de geçer ("Var yok agzuna düşmez"). Üçüncü beyitte selvi boyun gül bahçesinde salınışı, tasavvuf ehlini vecde getirir. Dördüncü beyit bir duadır: sevgili güzellik bahçesinde hep açık kalsın, eteğine güz rüzgârı, yani yok oluş erişmesin. "Gülsitân" ile "gülşen" kelimeleri ve "bâd-ı zevâl" tamlaması aynı bahçe imgesini tamamlar. Son beyit kısa bir kabulle biter: âşığın payı cefadır, sevgiliden vefa beklemek boşunadır. "Çek yüri" söyleyişi konuşma dilinin sadeliğini mısraya taşır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 88, gazel no. 86 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 32a), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar